Güliver Cüceler Ülkesinde

Güliver Cüceler Ülkesinde

Güliver, daha doğrusu Güliver’in Seyahetleri‘ni okumayan yada izlemeyen var mı bilemiyorum. Jonathan Swift’in 18. yy İngilteresi’nde yazdığı bu eser aynı zamanda politik bir taşlamadır. O zamanların İngiltere’si modern İngiltere kadar medeni değildi. Politik ve dini konularda iktidarı-otoriteleri eleştirenler kendini -en iyi ihtimalle- hapishanede bulabiliyordu. Bu nedenle bu eser ilk basıldığında anonim olarak basıldı. Hatta kitabı basan matbaacı, iktidarı rahatsız edip başını belaya sokacağını düşündüğü bazı kısımları yazara sormadan çıkartıp değiştirmiştir. Neyseki o günler 300 yıl geride kaldı. En azından İngiltere’de.

Yazarın eserinin bir bölümünde kahramanımız Güliver cüceler ülkesinde (Liliput) mahsur kalıyordu. Bu ‘cüceler’ saçmasapan işler yapan, dar kafalı ve otorite ile güç gösterilerine bayılan tiplerdi. Cüce toplumu, yüksek topuklu ayakkabı giyenler ve düşük topuklu ayakkabı giyenler olarak ikiye bölünmüştü. Ülke yönetiminin önemli makamlarına da ip dansında kim daha iyiyse o geliyordu. En büyük politik tartışma konusu yumurtanın hangi taraftan kırılması gerektiği konusunda idi. Bu konudaki görüşler dini dogma haline gelmişti. Üstelik bu konuda komşu ülke ile savaş halinde idiler. Son bir kaç günde Türkiye’nin gündemini takip ederken aklıma birdenbire bu hikaye geliverdi. Neden bilmiyorum.

Güliver ve 2023 Türkiye’si

The Great Masturbator, Salvador Dali
The Great Masturbator, Salvador Dali
Kaynak: https://en.wikipedia.org/w/index.php?curid=1573490

Hayali kahramanımız Güliver günümüz Türkiye’sine gelse acaba ne yapardı? Doğrusu bilemiyorum. Ama yaşadığımız deprem felaketinden sonra olanlara bakınca kendimi Salvador Dali‘nin gerçeküstü resimlerine bakıyormuşum gibi hissediyorum. Ortada hiçbir konuda siyasi sorumluluk kabul etmeyen bir siyasi irade var. Öyle ki sanki Türk milletinin sandıkta kendisinden başka hiç bir alternatifi tercih etmeyeceğinden eminmiş gibi hareket ediyor. En azından deprem felaketinden sonra siyasi irade ve küçük ortağının kullandığı dilden ben böyle bir izlenim edindim. Umarım yanılıyorumdur.

Borsa İstanbul

Deprem felaketinin ardından Borsa İstanbul hemen kapatılmalıydı. Sosyal medyada yapılan tartışmalardan Borsa İstanbul A.Ş. yönetiminin buna yetkisi olduğu ama kullanmadığı anlaşılıyor. Şaşırtıcı değil. Zira her kurum yasal yetkisi olmasına rağmen karar almaktan kaçınarak ‘bir üst makama’ ne yapalım diyor. Sorun en üst makama arz edilene kadar iş işten geçiyor. 1999 depreminde ise borsa yönetimi yasalara bakarak yetkisini kullanmış ve borsayı 9 gün kapatmıştı. Böylece, deprem felaketi nedeniyle işlem yapamayacak yatırımcıları korumuştu.

Gerçek dünyada kurumlar ve bürokrasi devlet demektir. Demokratik bir düzende kurumlar ve bürokratlar her konuda üst makamdan yada Hükümet’ten talimat beklemezler. Yapılması gerekenlerin %90’ı yasalarda vardır ve onlar bu talimatları izleyerek anında hareket ederler. Yasayı ise meclis yapar. Yasaya aykırı iş yapan veya görevlerini savsaklayan bürokratlar yargıya hesap verirler. Yasalar eksikse mecliste halka açık bir şekilde tartışılır ve güncellenir.

Borsa İstanbul’a devlet müdahalesi

Siyasi irade, deprem felaketinin ardından borsayı işlemlere açmadan önce bir dizi önlem açıkladı. Bu önlemler özünde hisse fiyatlarının düşmesini önlemek için borsaya kaynak aktarılmasını içeriyor. Taze paranın kaynağı ise Hazine ve Merkez Bankası. Yani borsanın düşmesini engellemek için vergi gelirlerini ve para basma imkanını kullandılar. Ben bu kararı yanlış buluyorum. Türk sermaye piyasalarına yatırım yapan herkes ülke riskini üstleniyor. Bu risk doğal afetleri de kapsar. Gerçekleşme olasılığı çok düşük ama gerçekleştiğinde yatırımcılara büyük zarar veren risklere kuyruk riski (tail risk yada kara kuğu) deniyor. Yaşadığımız deprem felaketi de olasılık dağılımının en uç kısmında yer alan bir kara kuğudur. Borsayla hiçbir işi olmayan ve asgari ücretle geçinmeye çalışan vatandaşlarımızdan kesilen vergilerin hisse fiyatlarının artırılması için kullanılması doğru değildir. Özünde vergi ödeyenlerin cebinden borsa yatırımcılarına servet transferidir.

Liliput’ta küçük yatırımcı ne yapmalı?

Güliver bir cerrah ve gemi kaptanı olmak yerine yatırımcı olsaydı Liliput’ta ne yapardı? Bu soruyu cevaplamayı size bırakıyorum. Benim yatırımcı olarak gerçek hayatta yapacağım şey belli: aldığım ülke riskini azaltmaya devam edeceğim. Şubat ayı başındaki yazımda seçim belirsizliğine dikkat çekmiş ve Borsa İstanbul ile Hazine Eurobondlarının ağırlığını azaltmak isteğimi paylaşmıştım. Ancak, Hazine Eurobondlarımı elden çıkarmak maliyetli olacaktı. Bununla birlikte, seçim popülizmi sonucu Borsa İstanbul’da fiyatlar bir süre daha artmaya devam edeceğe benziyor. Bu durumda bu kalemden gelecek ilave karı Eurobond tarafındaki zararı sübvanse etmek için kullanabilirim. Bu çerçevede, bugün itibarıyla dört bin dolarlık Eurobond satışı gerçekleştirdim. Fırsat bulduğumda en az zararla ağırlık azaltmaya devam edeceğim.

Sonuç olarak

Yatırıma duygusal yaklaşmamak gerekiyor. Unutmayın, mevcut durum itibarıyla Türkiye’de sermaye piyasalarının büyük bölümünde fiyat mekanizması devlet müdahalesi nedeniyle doğru çalışmıyor. Eurobond tarafında fiyat mekanizması daha iyi işliyor çünkü döviz bazlı tahviller uluslararası piyasada işlem görüyor. Popülizm orayı esir alamadığı için fiyat ve getiri oranları artan riski daha doğru yansıtıyor. Borsa İstanbul tarafında ise büyük oyuncular ve kurumsal yatırımcılar duyguları ile değil kendi çıkarları doğrultusunda rasyonel hareket edeceklerdir. Karar verici siyasetçilerimiz ise Makyaveli suya götürüp susuz getirir. Hamasete yenik düşmeyip, yılların alın terini ve çoluğun çocuğun rızkını koruyacak şekilde rasyonel hareket etmek gerektiğini düşünüyorum.

Hep birlikte daha güzel günler görmek dileğiyle ve bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşça kalın.

Okuyucularıma Not

Pinti Değil Tutumluyum’a ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Bu bloğu ayakta tutabilmek ve masraflarını karşılayabilmek için bağlı linkler kullanmaya karar verdim. Eğer burada yazdıklarımın size bir değer kattığını düşünüyorsanız, aşağıdaki linklere tıklayarak bana destek olabilirsiniz.

Ya da doğrudan bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz: Buy Me a Coffee

Interactive Brokers ile 33 ülkede yer alan 135 piyasaya 23 farklı para birimi kullanarak erişebilirsiniz. Hisse senedi, tahvil, opsiyon, futures, FX ve fon işlemlerinizi çok düşük maliyetle yapabilirsiniz. Interactive Brokers hesabınıza para transferini Türkiye’de ki Türk Lirası hesabınızdan EFT yaparak gerçekleştirebilirsiniz. Bunun için Interactive Brokers hesabı açın.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2023 Pintidegiltutumluyum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top