Deprem Gerçeği ile Yüzleşmek

Deprem Gerçeği ile Yüzleşmek

Deprem doğanın yıkıcı gücünün ürkütücü birer görünümü. Maalesef, 6 Şubat sabahında önce Gaziantep’te sonra öğle saatlerinde Kahramanmaraş’ta bize kendini tekrar hatırlattı. Bu yazıyı yazdığım sıralarda depremden kaynaklanan resmi can kaybı 31 bini geçmişti. Bu rakamın çok daha yukarıya gideceği anlaşılıyor. Suriye tarafında da ölü sayısı beş bini geçmiş durumda. Öncelikle, depremde ölenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. An itibarıyla 80 binden fazla yaralı vatandaşımıza da acil şifalar diliyorum. Yaşanan acıları görünce insan ne diyeceğini bilemiyor. Ancak, yaşayan anlayabilir. Bugün sizlerle, son bir haftada yaşananlarla ilgili bazı düşüncelerimi paylaşacağım.

En ölümcül afet

Cumhuriyet tarihi boyunca resmi rakamlarla en çok can kaybı yaşadığımız deprem 1939 Erzincan depremi olarak gözüküyor. Söz konusu deprem yaklaşık 33 bin cana malolmuş. Bununla birlikte 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri bu sayıyı önemli ölçüde aşacak gibi duruyor. Öte yandan Covid-19 pandemisi‘nin muhtemelen Cumhuriyet tarihi boyuncaki tüm depremlerin toplamından daha fazla cana mal olduğunu sanıyorum. Sağlık Bakanlığı’nın resmi verilerine göre 2022 yılı başından 27 Kasım 2022 tarihine kadar Covid-19 kaynaklı can kaybı 101.492. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün istatistikçileri devletlerin resmi rakamlarına güvenmeyip kendi tahminlerini yapmışlar. Onlara göre aynı dönemde Türkiye’de Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 264 bin!

Benim tahminim

İşim gereği bir ara Türkiye’nin nüfus verilerine ihtiyaç duymuştum. O esnada meraktan Türkiye’nin nüfus verilerini incelemiştim. Zira TUİK ölüm sayılarına ilişkin istatistikleri pandemi başından itibaren yayınlamayı durdurdu. Bu yazıyı yazarken bir kez daha baktım ve hala yayınlanmamış. Bunun sepebi açık. Doğum ve ölüm sayıları yıldan yıla çok az değişir. Yayınladıkları an gerçek rakam ortaya çıkardı. Sorumlu siyasi figürlerin seçmenlerin gerçek rakamları görüp performansları hakkında fikir sahibi olmasını istemedikleri anlaşılıyor. Neyseki, nüfus artışına bakarak da kaba taslak bir tahmin yapabiliriz.

Projeksiyon

Bu kapsamda Türkiye’nin 2007-2022 arasındaki yıllık nüfus verilerini TUİK’ten elde ettim. Pandeminin başladığı 2020 yılı başına kadar olan verileri kullanarak doğrusal regresyon yaptım ve 2020 ve sonrası dönemi tahmin ettim. Aşağıdaki grafikte sonucu görebilirsiniz. Kırmızı noktalar gözlemler ve mavi doğruda regresyon doğrusu, yani Türkiye nüfusunun beklenen değeri. Buna göre 2020 yılında Türkiye nüfusunun beklenen değeri 84,02 milyon iken gerçekleşme 83,6 milyon olmuş. Yani yaklaşık 400 bin kayıp gözüküyor.

Türkiye nüfus projeksiyonu, 14/02/2023
Türkiye nüfus projeksiyonu, 14/02/2023

Tabi buradaki fark başka faktörlerle de kısmen açıklanabilir. Örneğin, pandemi nedeniyle doğum sayısının düşmüş olabileceğini ileri sürebilirsiniz. Bende TUİK’in doğum istatistiklerine baktım ve 2020 yılı değerinde 2019 yılına göre büyük bir fark yok. Diğer taraftan nüfustaki bu beklenmeyen düşüşün bir kısmının göç nedeniyle olabileceğini de ileri sürebilirsiniz. Yine TUİK’in göç verilerine baktım. Beni şaşırtan bir olguyu da bu arada öğrendim. 2018 ve 2019 yılında Türkiye yurtdışından her yıl net 300 bin civarında göç almış! Ancak, TUİK bu tarihten sonra da göç istatistiklerini yayınlamayı durdurmuş sanırım. Yada ben erişemedim.

Şimdi regresyonun açıklayamadığı artık değerlere bir göz atalım. Aşağıdaki grafikte gördüğünüz üzere 2019 yılında nüfus beklenen değerinin yaklaşık 200 bin üzerinde gözüküyor. Türkiye’ye 2019’da yurtdışından 300 bin net göçün geldiğini belirtmiştim. Pandemi yılında ise beklenen değerin yaklaşık 400 bin altına düşmüş. Yani 2019 yılına göre 600 bin kişilik bir fark var. Pandemi nedeniyle sınırların kapanmasını göz önüne alarak net göçün sıfıra düştüğünü varsayalım. Bu durumda nüfusta açıklanamayan düşüş 300 bin civarında diyebiliriz. Hadi bu rakamın 50 bini de daha önceki yıllarda gerçekleşen ortalama istatiksel gürültü olsun. Bu durumda Covid 19’un 2020 yılında Türkiye’de 250 bin civarında cana mal olduğunu ileri sürebiliriz. Nitekim, Dünya Sağlık Örgütü istatistikçilerinin tahminiyle de örtüşüyor bu rakam.Bununla birlikte, bu sadece 2020 için bir tahmin. Covid-19, 2021 ve 2022 yıllarında da can almaya devam etti.

Türkiye nüfus projeksiyonu, artık değerler
Türkiye nüfus projeksiyonu, artık değerler

Son iki bin yılda Kahramanmaraş civarında olan büyük depremler

Ömrümüz kısa olduğu için 20-30 yıl bize uzun geliyor. Ancak, jeolojik ölçekte bu zaman dilimleri çok kısa. Nitekim Google’da Türkiye’nin deprem tarihini arattım. Hemen karşıma son iki bin yılda Anadolu’da gerçekleşen depremler çıktı. Buna göre; (1) 13 Aralık 115 tarihinde Antakya’da meydana gelen depremde 260 bin kişinin, (2) 19 Mayıs 526 tarihinde yine Antakya’da meydana gelen depremde 250 bin kişinin, (3) 1268 yılında Kilikya bölgesindeki depremde 60 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Tabi bu tahminler ne kadar sağlıklı bilemem. Ayrıntılar için şuraya bakabilirsiniz. Eğer bu tahminler doğruysa 13 Aralık 115 tarihli Antakya depremi can kaybı açısından Anadolu’daki en büyük deprem felaketidir diyebiliriz.

Beklenen İstanbul depremi tarihte defalarca olmuş

2022 yılı itibarıyla Türkiye’nin 85 milyonluk nüfusunun 26,7 milyonu Marmara bölgesinde yaşıyor. Bu bölgenin Türkiye’nin sanayi ve ticaret merkezi olduğunu da belirtelim. Kamuoyunda 1999 Kocaeli ve Düzce depremlerinden sonra İstanbul merkezli yıkıcı bir depremin gerçekleşebileceğine dair haklı bir endişe var. Maalesef, İstanbul tarihte defalarca depremle yerle bir olmuş: (1) 14 Aralık 557 İstanbul depreminde ölü sayısı bilinmiyor ancak şehir tamamen yıkılmış, (2) 10 Eylül 1509 tarihinde İstanbul’da meydana gelen depremde 10 bin kişinin, (3) 22 Mayıs 1766′da Marmara Denizinden meydana gelen depremde 4 bin kişinin, (4) 10 Temmuz 1894‘te İzmit Körfezinde meydana gelen depremde 1.300 kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

Türkiye’nin neredeyse tamamı deprem riski altında

Son iki bin yılda Anadolu’da gerçekleşen depremlere baktığımızda neredeyse her ilin deprem riski altında olduğunu görüyoruz. Örneğin Türkiye’nin üçüncü büyük şehri İzmir’de 10 Temmuz 1688 tarihinde olan depremde yaklaşık 16 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Aşağıdaki grafikte de turuncu noktalar 20. yy’ın başından itibaren Türkiye’de gerçekleşen 7 ve üzeri büyüklükteki depremleri gösteriyor.

Türkiye’de gerçekleşen depremler, 1900-2023
Kaynak: https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=128605164

Sonuç olarak

Deprem bu coğrafyanın bir gerçeği ve yine olacak. Doğa bizim için değişmez. Biz değişmek zorundayız. Deprem riski açısından Japonya ile benzer bir kaderi paylaşıyoruz. Onlar gibi hazırlıklı olmak zorundayız. Ancak son bir haftada yaşananlar bırakın ilerlemeyi 1999 yılının bile gerisine düştüğümüz izlenimini uyandırdı bende. Sosyal medyada dile getirilen eleştirilerin büyük bir kısmına da katılıyorum. En büyük vebal ve sorumluluk da bu ülkeyi 20 yıldır fiilen ‘yönetenlerin’ veya ‘yönetemeyenlerin‘ omzunda.

Umarım doğa gücünü bize tekrar hatırlattığında daha hazırlıklı oluruz. Zira sadece zaman meselesi.

Daha iyi günler görmemiz dileğiyle ve bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşçakalın.

Okuyucularıma Not

Pinti Değil Tutumluyum’a ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Bu bloğu ayakta tutabilmek ve masraflarını karşılayabilmek için bağlı linkler kullanmaya karar verdim. Eğer burada yazdıklarımın size bir değer kattığını düşünüyorsanız, aşağıdaki linklere tıklayarak bana destek olabilirsiniz.

Ya da doğrudan bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz: Buy Me a Coffee

Interactive Brokers ile 33 ülkede yer alan 135 piyasaya 23 farklı para birimi kullanarak erişebilirsiniz. Hisse senedi, tahvil, opsiyon, futures, FX ve fon işlemlerinizi çok düşük maliyetle yapabilirsiniz. Interactive Brokers hesabınıza para transferini Türkiye’de ki Türk Lirası hesabınızdan EFT yaparak gerçekleştirebilirsiniz. Bunun için Interactive Brokers hesabı açın.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2023 Pintidegiltutumluyum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top