Yüksek Getirili Tahviller: Eurobond’un Alternatifi

Yüksek Getirili Tahviller: Eurobond’un Alternatifi

Yüksek getirili tahviller (High Yield Bonds), kredi derecelendirme kuruluşlarının yatırım yapılabilir not seviyelerinin altında yer alan riskli ve yüksek nakit akışı sağlayan tahvillerdir. Bildiğiniz gibi finansal özgürlüğe ulaşmak amacıyla yaklaşık 2,5 yıl önce portföy oluşturmaya başlamıştım. O günden bugüne öğrenme eğrisinde olabildiğince yukarı gitmeye çalışıyorum. Bu kapsamda, zaman zaman portföyüme de radikal değişiklikler yapmak zorunda kalabiliyorum. Örneğin, 2020 yılı Eylül ayında portföyümün kredi riskini azaltmak için planlanmadığım bir şekilde bir miktar Eurobond satmak zorunda kalmıştım. Detay için Kredi Riski ve Eurobond Portföyüm ile Risk Yönetimi Kapsamında İlk Eurobond Satışı başlıklı yazılarıma bakabilirsiniz.

Buna rağmen halen portföyümün %41’ini Eurobondlar oluşturuyor. Eurobondlar portföyümün esas nakit akışı kaynağını oluşturuyor. Bununla birlikte, tek bir ‘gelişmekte’ olan ülkenin çöp tahvillerine yatırım yaparak yüksek risk aldığımın farkındayım. Peki yüksek nakit akışından çok fazla ödün vermeden aldığım ülke riskini önemli ölçüde azaltabilir miyim? Bu sorunun yanıtı yüksek getirili tahviller olabilir diye düşünüyorum. Şimdi bu varlık kategorisine biraz daha yakından bakalım.

Yüksek getirili tahviller

Çöp tahviller (junk bonds) olarak da adlandırılırlar. Kredi yani iflas riskleri yüksektir. Dolayısıyla yüksek riski telafi etmek için yatırımcılara daha büyük ödül sunarlar. Bu tahvilleri hangi firmalar çıkarır? Start up girişimler veya yüksek borç/özsermaye oranına sahip şirketler yüksek getirili tahvil çıkarabilir. Bazen de iyi şirketlerin finansal durumu kötüleşebilir. Bu şirketlerin çıkardığı tahviller de yatırım yapabilir seviyenin altına düşebilir. Bu tür şirketlere düşmüş melekler (fallen angel) adı verilmektedir. Tersi de olabilir. Yani kredi notu düşük olan bir şirket, zamanla yatırım yapılabilir seviyeye ulaşabilir. Böyle şirketlere de yükselen yıldız (rising star) adı verilmektedir.

Aşağıdaki tabloda üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun notlandırma çizelgelerini görebilirsiniz. Bu kapsamda yatırım yapılabilir en düşük not seviyeleri Moodys için Baa3, Standart and Poors ve Fitch için BBB-‘dir. Örneğin, Moodys Hazine Eurobondlarımızı çoğunlukla B2 düzeyinde notlandırmış durumda… Yani Moodys yatırımcılara bu tahviller yüksek kredi riski barındıran spekülatif kağıtlardır diyor.

Kredi not çizelgesi
Kaynak: İş Yatırım – SGMK Günlük Bülteni

Avantajları

En büyük avantajlarının yüksek nakit akışı sağlamaları olduğunu yazının başında ifade etmiştim. Tabi iflas riskini azaltmak için tek bir şirketin/ülkenin değil ama pek çok şirketin tahviline yatırım yapmak sağduyulu olacaktır. Burada da devreye ETF‘ler giriyor.

Dezavantajları

Doğal olarak en önemli dezavantajı yüksek iflas riski barındırması. Bildiğiniz gibi tahvillere iki şekilde yatırım yapabilirsiniz. Doğrudan tahvilleri satın alabilirsiniz yada bir fon aracılığı ile yatırım yapabilirsiniz. Yüksek iflas riski nedeniyle bir fon aracılığıyla iyi çeşitlendirilmiş bir tahvil portföyüne yatırım yapmak daha az risklidir. Çöp tahvillerin bir diğer dezavantajı da fiyatlarında oynaklığın yüksek olmasıdır. Fiyatlar bir hisse senedi gibi dalgalanabilir.

Hazine Eurobondlarına alternatif olabilir mi?

Normal şartlar altında devlet tahvilleri en risksiz yatırım aracı olarak kabul edilir. Tabi bu durum normal gelişmiş bir ülke için geçerli. Maalesef Türkiye bu grupta yer almıyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi dolar bazlı devlet tahvillerimizin kredi notu çok düşük. Üstelik Hazine Eurobondları benim portföyümde önemli bir yer kaplıyor. Olasılığı düşükte olsa bir ödemeler dengesi krizinde geceleri uykularım kaçabilir. 🙁 Acaba bunları ülke riski daha düşük bir piyasanın daha iyi çeşitlendirilmiş çöp tahvilleri ile ikame etsem akıllıca olmaz mı? Mesela yüksek getirili ABD şirket tahvillerini içeren bir borsa yatırım fonuna yatırım yapsam?

Yüksek getirili tahviller için ETF adayları

Şimdi eldeki seçeneklere bakalım. ETF Database sitesine göre çöp tahvil sınıfında 69 ETF seçeneği var. Masraf oranları %0,1 ile %1,25 arasında değişiyor. Toplam varlıklarına göre en büyük 10 ETF‘yi aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. Tabloya göre bu kategoride ki en büyük ETF, 23 milyar dolarlık varlık büyüklüğü ile iShares iBoxx $ High Yield Corporate Bond ETF (HYG) olarak gözüküyor.

Yüksek getirili tahviller - toplam varlıklarına göre en büyük 10 ETF
Yüksek getirili tahviller – toplam varlıklarına göre en büyük 10 ETF
Kaynak: www.etfdb.com

Masraf oranını düşükten büyüğe sıralayarak tabloyu yeniledim. Buna göre en düşük masraf oranına sahip 5 ETF aşağıda yer alıyor.

Yüksek getirili tahviller - masraf oranları en düşük 5 ETF
Yüksek getirili tahviller – masraf oranları en düşük 5 ETF
Kaynak: www.etfdb.com

Şimdi bu ETF‘lerin yıllık ne kadar kar payı dağıttığına bakalım. Aşağıdaki tablodan gördüğünüz üzere bu ETF‘lerin sağladığı nakit akışı %4,29 ila %7,06 arasında değişiyor.

Yüksek getirili tahviller - kar payı oranları
Yüksek getirili tahviller – kar payı oranları
Kaynak: www.etfdb.com

Son olarak toplam getiri oranlarına da bakalım. Buna göre son üç yılda %23,28 ile en iyi performans gösteren Xtrackers High Beta High Yield Bond ETF (HYUP) olmuş. Bu varlığı %20,79 ile iShares Broad USD High Yield Corporate Bond ETF (USHY) izlemiş gözüküyor. Tabi her zaman vurguluyorum: geçmiş performans gelecekte de böyle olacağı anlamına gelmez. Sonuç olarak benim açımdan USHY ve HYUP bir adım öne çıktı.

Yüksek getirili tahviller - toplam getiri oranları
Yüksek getirili tahviller – toplam getiri oranları
Kaynak: www.etfdb.com

Yüksek getirili tahviller ile Eurobondlar

Şu anki Eurobond portföyümün nakit akışı verimi %7,5. Yani her yıl 2.000 dolara yakın kupon ödemesi alıyorum. USHY ve HYUP ise %5 ile %7 arasında bir nakit akışı oranı sağlayabilecek gibi gözüküyor. Ayrıca, kazancı yurtdışı varlıklardan sağlayacağım için gelir vergisi ödemek zorunda kalacağım. Eurobond portföyüm gelir vergisi istisna limitinden uzak olduğu için şu an gelir vergisi ödemiyorum. Gerçi gelir vergisi matrahından düşebileceğim kalemleri (sigorta, okul ve bağış gibi) kullanarak vergi konusunda biraz rahatlama sağlayabilirim. Öte yandan bu ETF‘lere geçersem ülke riskim azalacak. Keza bu ETF‘lerin birim fiyatlarının düşük olması daha kolay alım/satım yapabileceğim anlamına geliyor. Ayrıca, yıl içinde kar-zarar eden ETF‘lerimi alıp satarak olası değer artış kazancı vergisinden kaçınmak için kullanma şansım var. Acaba nasıl hareket etmeli?

Sonuç olarak

Sanırım şu an için yapılacak en akıllıca iş bekleyip gidişatı izlemek gibi gözüküyor. Zira Eurobond portföyünü tamamen elden çıkarırsam ciddi bir vergi ödemek zorunda kalırım. Bununla birlikte, portföyün nakit akışını artırmak için ABD şirketlerinin yüksek getirili tahvilleri de iyi bir seçenek gibi duruyor. Yani ileride nakit akışını artırmak istersem mevcut Eurobond stoğunu artırmak yerine bu ETF‘lerden birine yatırım yapabilirim. Ayrıca, önümüzdeki günlerde ülke riski artış gösterirse mevcut 1 Ocak 2006 tarihi öncesinde ihraç edilmiş Eurobondlarımı da satabilirim. Bu tahvillere ilişkin değer artış kazancı vergisi istisnasından yararlanmış olurum. Diğer bir deyişle, ilave vergi ödemeden Eurobond portföyümü üçte bir oranında küçültme şansım var. Dolayısıyla acele etmeyip, gelişmeleri takip edeceğim. Siz ne düşünüyorsunuz? Benim yerimde olsaydınız nasıl hareket ederdiniz?

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sağlıcakla kalın.

Okuyucularıma Not

Pinti Değil Tutumluyum’a ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Bu bloğu ayakta tutabilmek ve masraflarını karşılayabilmek için bağlı linkler kullanmaya karar verdim. Eğer burada yazdıklarımın size bir değer kattığını düşünüyorsanız, aşağıdaki linklere tıklayarak bana destek olabilirsiniz. 🙂 Sevgiler.

Wise (eski adıyla TransferWise) hesabı ile yurtdışı aracı kurumlara düşük maliyetli para transferi yapmak için: Wise hesabı açın.

Hızlı bir şekilde hesap açıp, ABD sermaye piyasalarında komisyonsuz alım satım işlemi yapmak istiyorsanız Webull‘u deneyebilirsiniz.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2021 Pintidegiltutumluyum

16 thoughts on “Yüksek Getirili Tahviller: Eurobond’un Alternatifi

  1. Elinize sağlık. Sizin sayenizde Eurobond yatırımını keşfettim ve ortalama 5 yıllık vade için pozisyon aldım. Riski dağıtmak açısından USHY ve HYUP bu oranlar ile gayet davetkar duruyor.

  2. Merhaba,
    Verdiğiniz bilgiler ve kullanmış olduğunuz anlatım dili o kadar güzelki hergün sitenizi takip ediyorum.
    Bende eurobound yatırımcısıyım; şimdilik gelişmiş ülkelerin bilmediğim tanımadığım şirketleri veya o şirketlerden oluşan sepet yerine, ülkemizin banka veya TC bondlarına ilgi gösteriyorum. Yaşadığımız ülkedeki enflasyonist ortamın sürekli bizi küçültmeye çalışırken varlıkları korumak ve geliştirmek bence çok önemli ve siz bu konuda çok faydalı bir iş yapıyorsunuz…
    Kucak dolusu alkış, tebrik ve teşekkürler…

    1. İlginiz ve güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Bloğun sizlere faydalı olması benim için en önemli motivasyon kaynaklarından biri. Beğendiğiniz yazıları paylaşmayı da unutmayın burada. Sevgiler.

    1. Teşekkür ederim Anıl Bey. Beğendiğiniz yazıları paylaşmayı unutmayın lütfen. 🙂 Selamlar.

  3. Ben high yield bond almak yerine real estate etf ya da closed end fund alırdım. Gerçi closed end fund ların yıllık masrafları etf lere göre biraz yüksek olsada daha yüksek getiriler sunabiliyor özellikle konuta dayalı olanlar

    1. Merhaba Önder Bey;

      Yatırım işinde her yatırımcı için tek bir doğru yol yok tabi. Önerdiğiniz seçeneklerde ilginç. Müsait bir zamanda onları da araştırırım. Selamlar.

    1. Merhaba Caner Bey;

      İncelemeyi ETF Database sitesi aracılığı ile yaptım. Eğer isimde bir değişiklik olduysa bile bilmiyorum maalesef. Selamlar.

  4. Muhteşem bir blog. Tek bir boş yazı yok. İçerde ki bilgiler kolay kolay her yerde bulunmayan bilgiler elinize saglık

  5. Merhaba Bay Tutumlu,
    Eurobond yatırımım olmadığı için elimde olmayan bir varlık için yorum yapmam ne kadar doğru bilmiyorum ama sanırım sizin yerinizde olsaydım ben de beklerdim.Her ne kadar ülkemiz ekonomik açıdan her geçen gün kötüye gidiş sinyali verse ve her gün ülke olarak biraz daha fakirleşsek de de daha önceki yazılarınızda değindiğiniz üzere sanırım ülkemiz iflas ederse biz de aynı gemide olduğumuz için bu durum her şekilde bizi de etkileyecek ve belki yatırımımızın yanında endişe etmemiz gereken çok daha farklı problemler ortaya çıkacak.Duygularla hareket etmek de belki yanlış olabilir ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin en kötü günlerinde bile borcunu ödediği ve iflas etmeyeceği varsayımıyla bu tarz yatırımları yapıyoruz.Umuyorum ki bu durum ileride de değişmez.Bol kazançlar dilerim.

    1. Çok güzel söylediniz Çağlar Bey. Ülke batarsa 3-5 bin doları güvenli bir yerde tutmanın ekonomik refahımız açısından çok da bir anlamı olmaz. Umarım öyle günler görmeyiz.

  6. Ben de bu konuya kafa yordum son zamanda ve Eurobond portföyümü arttırmak yerine 3 aydır USHY alımı yapıyorum,burada da incelediğiniz nedenlerden ötürü. Aslında bizim eurobondlara çeşitlendirme ve risk dağıtımı yapılacaksa en tanıma uygun olan emerging market bonds (VWOB mesela ) ETFler olurdu ama ben de junk corporate bondlardan yana kullandım tercihimi.
    Yine risk primi yükselişi nedeniyle ben de elden çıkartmayı düşünüyorum aslında Eurobondlarımın bir kısmını…2006dan önce ihraç edilen hiç yok aslında elimde, ama yüksek seyreden ÜFE sayesinde belki de çok küçük bir değer artışı çıkabileceğini umuyorum, yine de daha hesaplamadım.
    Sonuç olarak Eurobond cephesinde en azından yenisini almıyorum kendimi tutup diyelim şimdilik 🙂

    1. Merhaba Ufuk Bey,

      Benzer düşüncelere sahip bir yatırımcı olarak benden önce davranmışsınız. 🙂 Ben biraz daha yavaş hareket ediyorum. Ama az hareket iyidir. Az komisyon, vergi ve masraf anlamına geliyor. Selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top