John Boggle ve Pasif Endeks Yatırımı Felsefesi

John Boggle ve Pasif Endeks Yatırımı Felsefesi

John Boggle yada tam ismiyle John C. (Jack) Boggle dünyanın ilk perakende endeks yatırım fonunun ve Vanguard Group şirketinin kurucusudur. John Boggle’ın yatırım felsefesi özellikle küçük yatırımcılar için bir devrim niteliğindedir. Bilimsel temellere dayanır ve daha da önemlisi işe yaramaktadır. Bugün yazmak için bu konuyu seçmemim iki nedeni var. Birincisi, Boggle Kafalıların Yatırım Kılavuzu olarak Türkçeye çevrilebilecek The Boggleheads’ Guide to Investing adlı kitabı okudum geçen hafta. Finansal Özgürlük peşinde koşanlara mutlaka okumalarını tavsiye ederim. İkincisi ise bugünlerde ABD uzun vadeli hazine tahvillerinin faiz oranlarının yükselmesi nedeniyle küresel piyasalarda bir çalkantı başladı. Sürekli al-sat yap, piyasanın gideceği yönü tahmin et, hedge yap vs… Bu kadar heyecana ve yatırım işine bu kadar zaman ayırmaya gerek var mı? John Boggle yatırım yapmak bu kadar zor değil diyor. Gelin bu felsefeye biraz daha yakından bakalım.

Tasarruf

Bu yatırım felsefesi ayaklarınızı yorganınıza göre uzatın ve yapabildiğiniz kadar fazla tasarruf yapın diyor. Özellikle, kredi kartı borcu gibi ‘kötü’ borcunuz varsa öncelikle bu borçları kapatmanız gerekiyor. ‘İyi’ borç nasıl oluyor derseniz size gelecekte gelir sağlayacak bir yatırım amacıyla borçlanma olarak tarif edebilirim.

Erken yatırım yapın

Borçları kapatıp, düzenli tasarruf yapmaya başladıysanız yatırım yapmaya da başlayabilirsiniz. Genel kural ne kadar erken yaşta yatırıma başlarsanız o kadar iyi. Zira bileşik getirinin gücü zamana bağlı. Örneğin 25 yaşında ayda 2.000 dolar biriktirmeye başlayan biri, 40 yaşında ayda 5.000 dolar biriktirmeye başlayan birinden daha fazla servet sahibi olur 60 yaşına geldiğinde.

Çok fazla veya çok az risk almayın

Birikimlerinizi büyütmek için hisse senedine yatırım yapmak zorundasınız. Hisse senetleri riskli varlıklardır. Öte yandan tahviller nakit akışı sağlasa da toplam getiri anlamında hisse senetleri kadar getiri vaat etmez. Ancak daha az risklidir. Bu iki ana finansal varlığın portföyünüzdeki payları ne kadar risk aldığınızı belirler. Yüksek risk yüksek getiri anlamına gelir. Gece rahat uyuyacak şekilde dengeli bir portföy oluşturmanız en doğrusu olacaktır. Detaylı bilgi için Varlık Tahsisi: Portföy Ağırlıklarını Belirleme başlıklı yazıma bakabilirsiniz.

Çeşitlendirin

Hisse veya sektör seçme yoluna gitmeyin. Bütün yumurtaları tek sepete koymayın. Aslına bakılırsa bu yatırım felsefesinin kökeni Modern Portföy Teorisi‘dir. Modern Portföy Teorisi‘ne göre risk iki kategoriye ayrılır: sistematik risk ve sistematik olmayan risk.

Teori, sistematik olmayan riski bir portföy yada gündelik dil ile anlatmak gerekirse sepet oluşturarak elimine edilebileceğini öne sürer. Yani tek bir hisse senedine yatırım yaparsanız hem sistematik hem de sistematik olmayan yani firmaya özel riski üstlenmiş olursunuz. Yeterince geniş bir portföy oluşturursanız bir firma kötü performans gösterse bile portföyünüzün getirisi fazla etkilenmez. Dolayısıyla, rasyonel bir yatırımcı yeterince çeşitlendirilmiş bir hisse senedi portföyü oluşturarak sistematik olmayan riski elimine eder. 

Sistematik risk ise bütün piyasayı etkileyen ve portföy oluşturularak elimine edilemeyen risktir. Pasif bir şekilde endeksi takip eden bir fona yatırım yaparak sistematik olmayan riski elimine edebilirsiniz. Uzun vadede profesyonel fon yöneticilerinin büyük bir çoğunluğundan da daha iyi bir performans elde edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Modern Portföy Teorisi ve Etkin Piyasa Hipotezi ve Yatırım başlıklı yazımı incelemenizi öneririm.

Piyasa zamanlaması yapmaya çalışmayın

Piyasanın gideceği yönü tahmin ederek piyasa zamanlaması yapmaya çalışmayın. Yapılan bilimsel çalışmalar bu çabanın uzun vadede boş bir uğraş olduğunu gösteriyor. Bu yönde çaba harcayanların büyük bir çoğunluğu varlıkların geçmiş performanslarına bakarak yatırım yapıyor. Ya da piyasanın gideceği yönü tahmin ederken duygularınız işe karışıyor. Sonuç çoğunlukla hüsran…

Endeks yatırım fonlarını kullanın

Küçük yatırımcı için tüm hisse senedi piyasasını yada S&P 500 gibi bir endeksi en ucuz bir şekilde (pasif endeks yatırım fonu veya ETF) satın almak uzun vadede en iyi yatırım yoludur. Örneğin bu yöntem ile ABD’nin sermaye piyasalarına kote bütün şirketlerine tek bir işlemle ortak olabilirsiniz.

Maliyetleri düşük tutun

Piyasaları ve fiyatları kontrol edemeyiz. Ancak yatırım yaparken yaptığımız seçimlerle maliyetleri minimize edebiliriz. Yönetim Ücretleri ve Menkul Kıymet Yatırım Fonları başlıklı yazımda yüksek yönetim ücretlerinin yatırımcılar açısından uzun vadede ne kadar zararlı olduğunu bir simülasyonla göstermiştim. Okumadıysanız bir göz atmanızı öneririm.

Vergileri minimize edin

Bordro mahkumu olarak verginin en yüksek gider kalemimiz olduğunu ilk yazılarımdan birinde anlatmıştım. Yatırımcı açısından vergi uzun vadede çok önemli bir faktördür. Zira verdiğimiz yatırım kararlarıyla daha az vergi ödeme imkanımız var. Daha az vergi ödemek emeklilikte daha çok para harcama imkanınız olması anlamına geliyor. Uzun vadede yatırımlarınızın vergi etkinliği, getiri oranınızda ve servetinizde büyük farklara yol açar. Bu konuyla ilgili olarak bloğun vergi başlığı altındaki yazılara bakabilirsiniz.

Yatırım sürecini basitleştirin

İyi bir çeşitlendirme için çok fazla ve değişik türde varlığa yatırım yapmanıza gerek yok. Jonh Boggle’ın tavsiyesi sadece iki fondan oluşuyor: Vanguard Total Stock Market Index Fund ve Total Bond Market Index Fund. İlkinde bütün ABD piyasalarında işlem gören bütün şirketleri satın alıyorsunuz. Diğerinde ise yine düşük kredi riskine sahip tüm tahvilleri satın alıyorsunuz. Yada 3 fonlu ‘tembel işi‘ (lazy) bir portföy oluşturabilirsiniz: yukarıdaki ikiliye uluslararası hisse senetlerini takip eden bir pasif endeks fonu satın alarak üçleyebilirsiniz. Böyle bir portföyün performansını uzun vadede (20 yıl ve üzeri) geçebilecek portföy yöneticisi sayısı dünyada parmakla sayılıdır.

Yolda kalın

Photo by Matt Duncan on Unsplash

Geldik en zor kısma. Piyasalarda oynaklığın çok yüksek olduğunu yeni yatırımcılarda geçtiğimiz hafta gördü sanırım. 🙂 Eğer 20-30 yıl vadeli bir portföy oluşturup taşıyacaksanız çok daha ciddi krizler göreceğinizden de emin olun. Sorun şu böyle kurgusal bir krizde hayat boyu yaptığınız tasarrufların üçte birinin yada yarısının eridiğini gördüğünüzde ne yapacaksınız? Satıp çıkarsanız kaybınız çok büyük olur. Dayanırsanız piyasalar bir süre sonra kaybınızı telafi eder. Ayrıca, bütün piyasayı satın aldığınız için bu yaklaşımda tasarrufunuzun tamamını kaybetme şansınız neredeyse hiç yok. Eğer böyle bir şey olursa da para son derdiniz olur. 🙂 Ayrıca, bu yatırım yaklaşımıyla kriz zamanlarında yeniden dengeleme yaparak beklenen getiri oranını artırabilirsiniz. Dolayısıyla, John Boggle pozisyonunuzu bozmamanızı tavsiye ediyor.

Sonuç

John Boggle ve Boggle kafalıların yatırım felsefesi benim yatırım felsefemle büyük ölçüde uyuşuyor. Bloğu ilk yazıdan itibaren takip eden düzenli okuyucularım bu durumu hemen fark etmiştir. 🙂 Tabi Türkiye’de yaşıyor olmak durumu biraz daha karmaşıklaştırıyor. İstikrarsız siyasi sistem ve bunu sonucunda yaşanan makroekonomik sorunlar malumunuz. Yaşadığım süre boyunca yani 40 küsur yıldır bu ortam değişmedi. Önümüzdeki 40 yılda da değişeceğini maalesef sanmıyorum. Benim bu soruna ilk çözümüm birikim ve yatırım sürecinde daha istikrarlı bir para birimini yani doları esas almak oldu. Dolayısıyla, Borsa İstanbul’daki hisse senetlerim dışında TL varlığım yok. İkinci olarak, yurtdışı piyasalara John Boggle tarzı yatırım yaparak ülke riskini azalttım ve dünya ekonomisinin büyümesinden yararlanmaya başladım. Türkiye’de ki siyasilerin saçmalıkları birikimlerimi daha az tehdit ediyor artık.

Tabi bir öğrenme süreci yaşıyorum. Nasıl maliyet etkin bir şekilde yurtdışı piyasalara yatırım yapabileceğimi keşfederek öğrenmem gerekti. Yeni okuyucularıma deneyimle yoğrulmuş bu emek yoğun yazıları blogta bularak okumalarını öneririm. Benzer şekilde Türk vergi mevzuatını öğrenerek vergi giderimi minimize etmeye çalıştım. Doğal olarak finansal bağımsızlık portföyüm John Boggle tarzı kadar sade olmadı henüz. Bununla birlikte, fırsat çıktıkça portföyümü sadeleştireceğim. Son olarak yatırım stratejim olgunlaşmaya başladığı için işlem sayım azalmaya başladı. Benim için yatırım, ayda yarım saat ve bir iki işlemden ibaret artık.

Siz ne düşünüyorsunuz? John Boggle tarzı yatırım ilginizi çekti mi?

Okuyucularıma Not

Pinti Değil Tutumluyum’a ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Bu bloğu ayakta tutabilmek ve masraflarını karşılayabilmek için bağlı linkler kullanmaya karar verdim. Eğer burada yazdıklarımın size bir değer kattığını düşünüyorsanız, aşağıdaki linklere tıklayarak bana destek olabilirsiniz. 🙂 Sevgiler.

Wise (eski adıyla TransferWise) hesabı ile yurtdışı aracı kurumlara düşük maliyetli para transferi yapmak için: Wise hesabı açın.

Hızlı bir şekilde hesap açıp, ABD sermaye piyasalarında komisyonsuz alım satım işlemi yapmak istiyorsanız Webull‘u deneyebilirsiniz.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2021 Pintidegiltutumluyum

6 thoughts on “John Boggle ve Pasif Endeks Yatırımı Felsefesi

  1. Öncelikle elinize sağlık hocam. Bahsettiğiniz kitabı okumadım fakat hem Benjamin Graham hem de Warren Buffet aynı tavsiyeyi veriyor ve yanlış hatırlamıyorsam WB’nin vasiyetinde de Vanguard Total Stock Market Index Fund gibi bir endeks fonuna yatırım yapma isteği bulunuyordu. Peki Türkiye vatandaşı olarak bizim bu fonları temin etmemiz nasıl olacak? Blog sitenizde bu konuyla ilgili bir içerik bulunmuyor sanırım. Ayrıca masrafları gelirimizin önüne geçer mi sizce? Vergi, yönetim giderleri vs. Çünkü yurtdışı yatırımlarının vergisinin daha fazla olduğunu biliyorum.

    1. Merhaba Muallim Bey;

      Teşekkür ederim ilginiz için. Sorunuza gelince aslında blogta yurtdışına nasıl yatırım yapabileceğiniz ve ETF’leri nasıl alabileceğinizle ilgili düzinelerce yazı var. Konunun vergi boyutunu da detaylı inceledim. Şuradan başlayabilirsiniz:

      Yurtdışı Piyasalara Yatırım: İlk Bakış

      Kolaygelsin.

  2. Çok teşekkürler sayın hocam,
    Yazılarınız ufuk açıcı, başarılarınızın devamını dilerim.

  3. Şu an piyasalar tarihi zirvelere ulaştığı için ben de düşüş olsa da elimdeki tüm parayı o anda farklı yerlere bassam diye bekliyorum. Bu kadar yükselince insan tereddüt ediyor ister istemez, zamanlamayı tutturmak istiyor. Gerçek dünya ile piyasalar arasındaki kopukluk da tereddüt ettiriyor tabi. Covid krizi ve ekonomik olarak bu kadar etkisi varken piyasaların sürekli yükselişte olması ileride bunun bir bedeli olabileceğini düşündürüyor bana.

  4. Selamlar,

    Vanguard’ın Total Stock Market Index Fund ürünü yerine veya onunla birlikte Bank of New York Mellon’ın ETF’leri de alınabilir. Mesela BKLC ABD’deki büyük şirketlere yönelik ve masrafı yok. Ben ilk fırsatta bundan almayı planlıyorum. Yine aynı firmanının orta çaplı ve küçük şirketlere yönelik ETF’leri BKSE ve BKMC için masraf oranları %0.04. Bono almak için de yine masrafsız BKAC var. Adı “Total Bond Market” olarak geçiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top