Kredi Riski ve Eurobond Portföyüm

Kredi Riski ve Eurobond Portföyüm

Kredi riski, borçlunun borç verene anapara veya faizini zamanında ödeyememesi durumunda ortaya çıkan zarar olasılığıdır. Yani, iflas veya temerrüt riski de diyebiliriz. Ayrıntılı bilgi için şuraya bakabilirsiniz. Bu konuyu niye anlatıyorum. Çünkü birkaç gün önce Moody’s Türkiye’nin kredi notunu B1’den B2’ye indirdi. Böylece Türkiye’nin notu yatırım yapılabilir seviyenin 5 kademe altına inmiş oldu. Bu değer, 2001 krizi dahil Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en düşük notu ve görünüm de negatif. Yani mevcut politikalarda ısrar edilirse kredi notu daha da aşağıya inecek… Üstelik Moody’s açıklamasında ödemeler dengesi krizi olasılığını işaret ediyor. Bu benim için önemli bir uyarı. Zira finansal bağımsızlık portföyümün %65,8‘i Eurobond‘ta. Aldığım kredi riskini yeniden değerlendirmem gerekiyor.

Kredi riski ve beklenen getiri oranı

Şimdi aldığım kredi riski ve sonucunu sayılara dökmeyi deneyelim. Türkiye’nin bugün itibarıyla 5 yıllık CDS değeri 512,34. Sanırım iflas etmiş Arjantin’den sonra ki en yüksek rakam. Neyse, bu değer worldgovernmentbonds.com‘a göre %8,54’lük bir iflas riskine işaret ediyor. Yani Türkiye Cumhuriyeti 5 yıl içerisinde %8,54’lük bir olasılıkla borcunu ödeyemeyecek. Bugün itibarıyla Eurobond portföyümün değeri 35.749 dolar. Bu portföy 3.973 dolarlık özel banka tahvilini de içeriyor. Dolayısıyla, elimdeki net Hazine Eurobond’larının değeri 31.776 dolar. Bu portföyden elde ettiğim nakit akışı yıllık 2.416 dolar.

Şimdi en kötü senaryo olarak bir yıl içinde ödemeler dengesi krizi ve iflas olasılığı varsayalım. İflas halinde bütün sermayeyi de sıfırlamıyoruz. En azından bir kısmını geri almak büyük bir ihtimalle mümkün olacaktır. Buna telafi oranı (recovery rate) deniyor. %8,54’lük iflas riski %40’lık bir telafi oranı varsayımı altında geçerli. Farklı telafi oranlarında iflas riski değişiyor. Neyse, %8,54’lük iflas riski 1 – %8,54 = %91,46 ihtimalle işlerin yolunda gideceği anlamına gelir. Bu durumda beklenen getiri oranı, %91,46*(2.416) + %8,54*[(-1)*(31.776 – 31.776*0,4] = 581,5 dolar oluyor. Hala pozitif. Dolayısıyla, bu kaba hesap bu riske girilebilir sonucunu veriyor.

Dikkat

Egemen devletler karşısında tahvil yatırımcısının bir hakkı yoktur. Yani, iflas eden bir devlet borcumu ödemiyorum arkadaş derse yapabileceğiniz hiç birşey yok. 🙂 Dolayısıyla, niye %40 telafi oranı varsaydık derseniz piyasanın yerleşmiş bir alışkanlığından sadece. Ayrıca, iflas riski hesaplanırken genellikle şirket tahvili ile ‘risksiz’ devlet tahvili arasındaki getiri farkı dikkate alınıyor. Ancak, bir devlet tahvilinin iflas riskini hesaplarken neyi risksiz getiri oranı olarak varsayacaksınız? Belki bir başka devletin güvenilir tahvilini. Özetle, bir devletin iflası nadir olan bir olay ve riski ölçmek kolay gözükmüyor. En iyisi yoğurdu üfleyerek yemek bence.

Kredi riski için ne yapabilirim?

Eurobond alımına ara vermek

Riski kontrol etmek için ilk yapacağım eylem, getiri oranı ne kadar çekici olursa olsun Hazine Eurobondu alımına ara vermek olacak. Ne zamana kadar? Rasyonel ekonomi politikaları izlenmeye başlanana kadar. Daha önceki yazılarımda mevcut ekonomi politikalarının çelişkili ve sürdürülemez olduğunu yazmıştım. Merak edenler şu başlıklara göz atabilir: Kur Şoku Senaryosu ve Yatırım, Ekonomik Durum: Kriz Tam Gaz Devam Ediyor, Sermaye Kontrolleri ve Yatırım ve Dolar Kaç TL Olacak Yıl Sonunda?. Maalesef, Moody’s şirketinin gerekçelerinden bazıları rasyonel ekonomi politikalarına dönüş anlamında yakın gelecek için ümit vermiyor. Ödemeler dengesi krizi olasılığının dışında iki önemli tespitte daha bulunmuşlar. Birincisi, Türkiye’nin kurumlarının ekonomik sorunları çözmek konusunda ‘isteksiz’ veya ‘yetersiz/güçsüz’ olduğu. İkincisi ise geçmişte not artırımına yol açan bütçe ve maliye politikası kazanımlarının kaybedildiği.

Eurobond ağırlığını azaltmak

İdeal portföyümde Hazine Eurobondlarının ağırlığını %15 olarak öngörmüştüm. Mevcut durumda ise %65,8. Ağırlığı bu kadar Eurobond’a verirken amacım yüksek getiri oranından ve vergi avantajından yararlanarak bir an önce yüksek nakit akışı yaratmaktı. Ayrıca eski yazılarımda, aldığım Eurobondları vade sonuna kadar tutma niyetimi ifade etmiştim. Bununla birlikte, mevcut şartlar buna izin vermeyecek gibi duruyor. Dolayısıyla, Eurobond portföyümün bir kısmını satarak yurtdışı piyasalara aktarmayı düşünüyorum. Hedefim, Eurobond portföy ağırlığını %50’nin altına çekmek. Tabi bu strateji değişikliğinin bana ciddi bir maliyeti olacak…

Yurtdışı yatırımlara yoğunlaşmak

Ülke riskinin artması Borsa İstanbul için de iyiye işaret değil. Zaten yabancıların uzun bir süredir arkalarına bakmadan satıp çıkmaları anlayana çok şey söylüyor. Eurobond alımına da ara verdikten sonra benim açımdan tek çıkar yol yurtdışı piyasalara yönelmek gibi duruyor. Yeni tasarruflarımı ve Eurobond satışından elde ettiğim kaynakları bu piyasalara yoğunlaştırmayı düşünüyorum. Gerçi yurtdışı piyasalarda da şartlar 5-6 yıl öncesine göre daha zorlu ama yapacak bir şey yok. Elden gelenin en iyisini yapıp, gerisini şansa bırakacağım.

Sonuç olarak

Türkiye çok güzel bir ülke. Vatanım diye söylemiyorum doğası, iklimi ve mutfağı muhteşem. Üstelik hiç sıkılmıyorsunuz. Adrenalin ve aksiyon had safhada. 🙂 Yatırımcılar açısından hatta biraz fazla heyecanlı bir ortamı var bence. Bu heyecanı iyi bir portföy çeşitlendirmesi ile azaltmak kalbe iyi gelir diye düşünüyorum. Sadede gelirsek Moody’s kredi derecelendirme kuruluşunun not kırımı bana göre ciddiye alınması gereken bir uyarı. Zira, kredi derecelendirme kuruluşları genellikle piyasanın gerisinden gelirler. Dolayısıyla, portföyüm açısından şu anda risk azaltmamanın maliyeti ileride çok daha yüksek olabilir. Sonuç olarak, gece rahat uyuyacak kadar risk almayı tercih ederim. Umarım ekonomi politikalarında aklı selim galip gelir ve rasyonel politikalar uygulanır. Bugün konuştuğumuz riskler hiç bir zaman gerçekleşmez.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2020 Pintidegiltutumluyum

10 thoughts on “Kredi Riski ve Eurobond Portföyüm

  1. Ozel sektor borcu degil mi su an varolan borclar? Devleti baglayan kismi 2001 kadar yuksek degil diye biliyorum? Aski durumda ozel sektor, bankalar, nasil devam edebilecek? Tarihte ornekler var mi baska ulkelerde?

    1. Merhaba;

      Borç ağırlığının özel sektörde olmasının bir anlamı yok. Kriz esnasında firmaları kurtarmak için özel kesimin borcu kamulaştırılır. Yani devlet borcu olur. Hepimiz vergilerimizle bu borcu öderiz. Batmaktan kurtarılan özel kesim firmaları da hayatlarına devam eder. Ama ülkemizdeki sorun şu an borç sorunu değil. Nakit akışı sorunu. Ülkeye giren para (döviz), çıkandan az. Elimizdeki rezervler eriyor… Eldekiler ve ilave borçlanma imkanları tüketildiğinde oyun biter, Moody’s’in öngördüğü ödemeler dengesi krizi gerçekleşir. Detaylı incelemedim ama Arjantin, Venezuela örneklerine internetten araştırarak bakabilirsiniz.

  2. Şu yaklaşımda yanlışlar varsa belirtebilir misiniz: biz şimdi Türkiyeye içinde bulunduğu zor sayılabilecek durumda borç veriyoruz Eurobond yatırımımızla ve bir anlamda batmaması için destek oluyoruz (karşılığında kupon mükafatı alarak).

    Herkes riskli bulduğu için Eurobond yatırımından en uygun gördüğü anda (riskler iyice artmadan) ayrılırsa bu, Türkiye’nin iflas etme ihtimalini artırır mı?

    BİST portföyümü yeni yeni belli bir büyüklüğe getirdim ve şimdi çeşitlendirme ve sabit Dolar geliri adına Eurobond yatırımına başlamak istiyorum.

    Şunu merak ediyorum özetle, Eurobond yatırımımızla Türkiye’nin ekonomik sorunlarının çözümüne katkımız anlamlı bir büyüklükte mi, yoksa bahsetmeye değmeyecek kadar küçük mü?

    Eurobond yatırımlarımızı sonlandırıp başka yatırım araçlarına yönlendik ve Türkiye gerçekten iflas etti, sonuçlarının bize etkisi ilk duruma nazaran daha şiddetli mi daha hafif mi olur acaba?

    1. Merhaba Maidis Bey;

      Ben Eurobond alternatifine küçük bir yatırımcı olarak bakıyorum. Amaç yatırımcı olarak kar etmek. Hazine Eurobondları esas olarak dış yatırımcıları yani yabancıları hedefliyor. Aslına bakılırsa yerli ve gerçek kişilerin bu tahvilleri alması Hazine açısından pek arzu edilen bir şey değil. Amaç ülke dışından kaynak çekmek çünkü. Yerli yatırımcı dışarıdan kaynak getirmiyor Eurobond aldığında… Dolayısıyla Eurobond alarak devlete destek olmuş olmuyoruz aslında. İkinci olarak, Hazinenin toplam Eurobond borç stokunda yerli yatırımcının payı nispeten düşüktür. Sizin benim gibi gerçek kişilerin ise payı ise çok önemsiz bir düzeyde. 170 küsur milyar dolarda 4 milyar dolar falan. Bizim alım satım kararlarımız piyasayı ve Hazinenin durumunu etkilemez. Son olarak, ülkenin içinde bulunduğu duruma izlenen yanlış politikalar ile geldik. Bu politikaları belirleyip uygulayanlar, yanlışlarını kabul edip politikalarını değiştirirlerse her şey yoluna girer diye düşünüyorum. Selamlar;

  3. Ben yine şu eski soruyu soracağım 🙂 çünkü söz konusu araçlar uzun vadeli ve yurt dışı kağıtlar de olsa aracı kurum vasıtasıyla alım yapılıyor ..kimin adına kayıtlı bu kıymetler? Ve kim denetliyor bunları.. yada hangi hukuka tabidir.. yani hak iddia etmek bakımından durum nedir bu araçlarda ?

    1. Merhaba;

      En son aldığım Eurobond’un dekontuna baktım. Banka kendi portföyünden bana satmış ve emanete verildiği yazılı olarak ifade edilmiş. Yani aldığım Eurobond benim adıma Takasbank’ta saklanıyor. Takasbank’ı Sermaye Piyasası Kurulu denetliyor diye biliyorum. Daha fazla detay için mevzuatı araştırmanız lazım. Maalesef benim bilgim bu kadar. Selamlar.

  4. Birde moratoryum durumunda bu kağıtların kuponları mı etkileniyor ..yani 2030 bir kağıdın ana parası da etkileniyor mu.. ayrıca Bahs ettiğiniz geleneklere göre , normal mevduatlara da bir şey yapılıyor mu bu gibi durumlarda..yurt içi nispeten en güvenli şey nedir bu çerçevede (resim durumu çok başarılı tarif etmiş:)

    1. Vadeli mevduatlarda belli bir limite kadar devlet güvencesi var bildiğiniz gibi. Ancak Eurobond’larda herhangi bir garanti veya koruma yoktur. Sadece kupon değil anapara da risk altındadır.

  5. Şimdi yanlış mı anlıyorum.. şuanda moratoryum ilan edildiğinde .. ana parası 2030 da ödenecek kagıt da mı etkileniyor.. bu yüzden ayrı ayrı sordum küponu ve ana parayı.. ayrıca mevduat nası etkileniyor moratoryumda .. onu da vermiyorum mı denir.. böyle ise kasa mı kalıyor seçenek olarak

    1. Vadesi gelen anaparayı alamayabilirsiniz. Ayrıca, vadesi gelmeyen anaparayı da eğer ülke onu da ödeyemeyecek durumsaysa alamayabilirsiniz sanırım. Yunanistan’da anaparanın %50’si buhar oldu. Merkel sadece yarısını ödedi diye hatırlıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top