Finansal Piyasalar Gerçekliği Yansıtıyor mu?

Finansal Piyasalar Gerçekliği Yansıtıyor mu?
Photo by CDC on Unsplash

Finansal piyasalar – Türkiye hariç – kamu otoritelerinin Covid-19 salgınının yol açtığı ekonomik krize verdiği tepki ile rekor seviyelere ulaştı. En azından ABD’de şu an yaşanan durum bu. Ancak, reel ekonomiye baktığımızda toplam talepte çöküş, firmaların net satışlarında ve karlılıklarında düşüş, işsizlikte tarihi patlama falan görüyoruz. Durum tespiti için şu yazıma bakabilirsiniz. Diğer yandan Covid-19 salgını kolayca bitecek gibi de durmuyor. Her ne kadar Ruslar aşı geliştirdiklerini iddia etse de pek fazla ciddiye alan olmadı. Gerçi aşıyı gerçekten geliştirmiş olmalarını dilerim. Zira, herhangi bir aşı veya ilaç geliştirilemezse insanoğlu olarak doğal seçilimin işini yapmasını bekleyeceğiz. 🙁

Finansal piyasalar – hisse senedi

S&P500 versus FAANG

Finansal piyasalar geniş bir kavram. Hisse senedi tarafına bakarsak ikili bir yapı oluştuğunu görüyoruz. Büyük teknoloji şirketleri hariç tutulduğunda aslında hisse senedi fiyatlarının ekonomik kriz gerçeğini dikkate alarak fiyatlandığı söylenebilir. Diğer taraftan, FAANG yani Facebook, Apple, Amazon, Netflix ve Google (Alphabet) şirketlerinin hızla değerlendiğini görüyoruz. Diğer bir deyişle, bu beş büyük teknoloji hissesi endeksi, Mart’ta ki dip noktadan tekrar zirveye çıkarmış görünüyor. Öyle ki sadece Apple’ın piyasa değeri 2 trilyon doları aşmış durumda!

Apple - 5 Yıllık Fiyat Grafiği
Apple – 5 Yıllık Fiyat Grafiği
Kaynak: Yahoo Finance
Photo by Drew Beamer on Unsplash

FAANG’ın endeksteki payı %18’e ulaştığı göz önüne alındığında, S&P 500’deki artışın ne kadar sürdürülebilir olduğu bence şüpheli… Tabi geleceği tahmin etmiyorum. FED’in sınırsız para basma politikası şu an ki zirvenin çok çok ötesine taşıyabilir endeksi. Kim bilebilir? Ancak genel kural olarak eninde sonunda gerçekliğin finansal piyasalarda yansıması gerekiyor. En azından şimdiye kadar hep böyle oldu. Sonuçta sürekli sınırsız para basarak borsa endeksinin sürekli artmasını beklemek sizin kulağınıza çılgınca gelmiyor mu? Yaratılan para reel ekonomi yerine finansal balonun oluşmasına gitmiş olmuyor mu?

Finansal piyasalar – tahvil cephesi

Photo by Ciel Cheng on Unsplash

Finansal piyasalar kapsamında tahvil yani borç piyasası hisse senetleri piyasasından daha önemli aslında. FED’in politika faizini neredeyse sıfıra çekmesi ile ABD Hazine tahvilleri önemli ölçüde prim yaptı. Genel olarak, tahvil faizlerinin düşmesi ve FED’in piyasadan tahvil almaya başlaması şirketlerin borçlanma maliyetlerini önemli ölçüde aşağı çekti. Bardağın dolu tarafından bakarsak düşen borçlanma maliyeti ekonomik krizden kötü etkilenen şirketlerin bir süre daha ayakta kalmasını sağlayabilir. Bardağın boş tarafından bakarsak aşırı düşük borçlanma maliyeti şirketleri aşırı borç kullanmaya itebilir ve kriz uzarsa çok sayıda şirket düşük faizli borca bağımlı birer zombi haline gelebilirler. Yani serbest piyasa mekanizmasının en önemli özelliği olan, işini iyi yapan firmaların büyümesi yapamayanların elenmesi süreci ortadan kalkabilir. Serbest piyasa kapitalizmin ölümü anlamına gelir bu… Faizlerin düşmesi getiri arayan sermayenin hisse senetlerine daha fazla yönelmesine yol açtığını da unutmayalım.

Enflasyon sorunu ve altın

Photo by Ryan Franco on Unsplash

Modern para teorisi, para arzının ekonominin reel çıktı artışından daha fazla artması durumunda fiyatların genel seviyesinin yani enflasyonun artacağını ileri sürüyor. Peki Covid-19 salgını ve tetiklediği ekonomik kriz 3-4 yıl sürerse ve FED’te genişlemeci para politikasına sınırsızca devam ederse enflasyon tekrar yükselmez mi? Yükselen enflasyon doların değerini düşürmez mi? Eksi faizle tahvil alanlar ciddi zararlar yazmazlar mı? Altına olan kaçış sürmez mi? FED yükselen enflasyona tepki olarak faizleri artırmak zorunda kalmaz mı? Artan faiz oranı ABD borsalarında hisse senedi fiyatlarında düzeltmeye (yada çöküşe) sebep olmaz mı?

Tabi enflasyondaki artış her zaman kötü olmayabilir. Kontrol altında ama biraz yüksek enflasyon şirketlerin ve devletlerin borçlarını zaman içinde eritir. Tabi yatırımcıların aleyhine. 🙂 Bununla birlikte, yatırımcılar arasında enflasyonda yükselme beklentisi artarsa tahvillerde satışlar artabilir ve tahvil getirileri yükselebilir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetleri de bu nedenle artabilir. 🙂 Bu da ayrı bir risk…

Finansal piyasalar ve belirsizlik

Sorular, sorular… Birbiriyle çelişen çok sayıda farklı görüş olması da şaşırtıcı değil tabi. Peki finansal piyasalardaki bu belirsizlik ortamında ne yapmalı? Nasıl hareket etmeli? Herkes için tek bir doğru cevabı yok bu soruların. Çünkü her yiğidin yoğurt yiyişi, yatırım stratejisi, risk algısı ve riski kaldırma düzeyi farklı. Benim özelimde radikal bir karar almadım. Getiri oranı yükseldiğinde Eurobond alımına devam ettim. Biraz hisse senedi aldım. Yurtdışı ETF‘lerde hala beklemedeyim. Malum ABD’de Başkanlık seçimleri yaklaşıyor. Belki hava bozar oralarda. 🙂 Haa birde VİOP’ta Bist 30 endeksini satarak spot piyasadaki portföyü hedge etmeye çalıştım. Bu deneyin sonucu kısmi başarı oldu. Öte yandan bu yaklaşımın psikolojik maliyeti yüksek geldi bana. Zira gün içinde bile aşırı dalgalanma olması nedeniyle sürekli ekran takibi gerekiyor. Şimdilik vazgeçtim bu işten. Bakalım finansal piyasalar önümüzdeki günlerde ne sürprizler hazırlıyor bize, birlikte göreceğiz. Parti devam mı edecek yoksa kış mı gelecek?

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2020 Pintidegiltutumluyum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top