Durum Analizi: Kriz ve Finansal Özgürlük

Durum Analizi: Kriz ve Finansal Özgürlük

Durum analizi yaparak Covid-19’un yol açtığı ekonomik krizde neredeyiz ve bu kriz finansal bağımsızlık yolculuğumu nasıl etkiliyor sorusuna yanıt aradım bu yazıda. Birazda dünya ve Türkiye ekonomisine dair düşüncelerimi paylaştım sizlerle. Kişilik olarak ihtiyatlı ve gerçekçi bir insanım. O yüzden yaptığım yorumları karamsar bulabilirsiniz. Artık zaman, benim iflah olmaz bir karamsar olup olmadığımı ortaya koyacak. Zira düşüncelerimi kayda geçiriyorum. 🙂 Neyse lafı uzatmadan durum tespitine Covid-19’dan başlayayım.

Covid-19 salgınında durum

Hükümetler artan işsizliğin ve ekonomik daralmanın yükünü uzun süre taşıyamaz. Salgın gerçekte bitse de bitmese de ‘kağıt’ üzerinde biter. Zira siyasetçiler, karantina ve sokağa çıkma yasaklarını uzatırlarsa ödeyecekleri siyasi bedel koltukları olur. Zaten şimdiden Avrupa ülkelerinde ve tabi ki Türkiye’de salgının tepe noktasının aşıldığı gerekçesiyle normalleşmenin nasıl olması gerektiği konusu siyasetçiler tarafından tartışmaya açıldı bile.

Dünya Sağlık Örgütü ve bilim insanları; kısıtlamaların kaldırılması konusunda acele edilmemesini, yoksa virüsün tekrar yayılabileceğini, hastalığın yeni dalgalar halinde gelebileceğini falan söylüyorlar. Bu doğrucu davutları fazla dinleyen olmayacak. Çok konuşurlarsa da dokuz köyden kovacaklar.

Esasen Almanya gibi ekonomik gücü ve iyi çalışan kurumları olan ve bir elin parmaklarını geçmeyen çok az sayıda gelişmiş ülke; gerekli ve uygun tedbirleri zamanında alarak bu salgın felaketinden nispeten az etkileneceğini düşünüyorum. Geri kalan ülkelerde ise doğanın kanunları çalışacak ve o diyarların siyasetçileri de halklarını kandırmaya çalışacak. En azından yeniden seçilme derdi olanlar…

Salgının yol açtığı ekonomik krizde son durum

ABD’de durum

ABD’de işsiz sayısı 30 milyonu aştı. Bu rakam toplam istihdamın %20’sine tekabül ediyor. FED Başkanı yaptığı konuşmada durumun gerçekten kötü olduğunu ve kolayca düzelmeyeceği mealinde şeyler söylüyor. Ayrıca, sadece para basmanın yeterli olmayacağını ve hatta toplam 2,5 trilyon dolarlık mali harcama desteğinin de yeterli olamayabileceğini de ekliyor. Özetle salgın hastalığın yarattığı ani duruşun etkilerinin çapı yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

Peki finansal piyasalar bu etkileri dikkate alıyor mu? Şu ana kadar almadılar. Tam tersine FED’in ve Kongre’nin politikaları sebebiyle coşkuya kapıldılar. S&P 500’de ciddi bir yükseliş oldu. İyimserlik arttı. Bloomberg’te okuduğum bir habere göre büyük küresel yatırımcılar bu kadar coşkulu değilmiş gerçi. Zira hepsi ellerinde muazzam nakit tutarak çok daha ciddi bir düşüş bekliyorlar gibi görünüyor. Warren Buffet amcanın önem verdiği göstergesi de alarm zilini çalıyor bu arada. Finansal piyasaların gerçeklikten koptuğu yorumları da geliyor doğal olarak. Doğrusu Ayı Piyasası ve S&P 500 Analizi başlıklı yazımda açıkladığım üzere benim stratejim de -çok daha ciddi bir düşüş olabileceğini göz önüne aldığım için- oldukça benzer.

Türkiye’de durum

Para politikası

Birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse iç güveysinden hallice. 🙂 Kur Şoku Senaryosu ve Yatırım başlıklı yazımda ayrıntılı şekilde incelediğim şekilde siyasi karar alıcı, uygulanması imkansız bir para politikasını uygulatmaya çalışıyor. Bu akıldışı tutumun ekonomik anlamda yol açacağı sonuçlar artık uluslararası ekonomi basınının dilinde… Merkez Bankasının net döviz rezervinin ekside olduğunu, kamu bankaları üzerinden müdahale ile kur hedefi gözetildiğini ve bu politikada ısrar edilirse kamyonun devrileceğini sağır sultan bile duymuş durumda. Gelinen son noktayı ve Türkiye’nin önünde kalan seçenekleri merak ediyorsunuz Uğur Gürses’in şu yazısını dikkatlice okuyabilirsiniz. Üstte bahsettiğim yazım 10 Şubat tarihliydi ve kur ne hikmetse 5,98’de çakılı kalmıştı. Bugünlerde de 6,98’i aşmakta epey zorlandı. Ancak kur o zaman tutulamamıştı bugünde bu şekilde tutulabileceğini sanmıyorum…

İşsizlik ve reel ekonomi

Reel ekonomide büyük bir işsizlik patlaması yaşanıyor. Bu patlamanın doğal sonucu toplam talepte ciddi bir düşüş tabi. Bugün Türkiye’de salgının bittiği, herseyin normale döndüğü şeklinde bir resmi açıklama yapılsa dahi (ve insanların da inandığını varsayalım) toplam talepteki çöküşün hızla telafisi mümkün değil. Kaldı ki, Avrupa’da 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük resesyona girdi. Yani dış talepte çöktüğü için ihracat da azalacak. Nitekim Nisan ayının ilk yarısında ihracattaki düşüş %39,9‘u bulmuş! Çaresiz kalan siyasi irade, cari açığı kontrol etmek için gümrüklerde kırmızı hat gibi bir uygulamaya gitti. Ancak bu garip uygulamanın Türk sanayini tamamen durduracağı anlaşılınca –yani 12 saat sonra– iptal edildi…

Genel olarak benim gözlemim siyasi iradenin toplam talepteki düşüşü telafi etmek için kredi faizlerinde indirimi zorlayıp, insanları daha fazla borçlandırmak dışında bir çözüm vizyonu olmadığı yönünde. Keza ekonominin arz tarafında da faizleri indirip şirketlerin borçlarını artırarak bu firmaları hayatta tutmaya çalışıyorlar. Faiz indirimi ve düşük faiz, her derde deva iksir maşallah

Bireysel düzeyde

Bireysel düzeyde durum daha vahim maalesef. Bugün okuduğum bir ankette salgın hastalığın etkilerine yönelik ilgimi çeken bazı sorular vardı. Covid-19 salgınında hane geliriniz nasıl etkilendi sorusuna katılımcıların %53’ü azaldı şeklinde cevap vermiş. 1 aylık karantina/sokağa çıkma yasağı ilan edilirse destek almadan ailenize kaç ay bakabilirsiniz sorusuna verilen cevaplar da göz açıcı: 1 haftadan daha az diyenler %20,7; 1-2 hafta diyenler %34,2; 3-4 hafta diyenler %25,1; 1-2 ay diyenler %10,2 ve 2 aydan daha fazla diyenler %9,8. Özetle bu ankete göre Türkiye’de halkın %80’lik kesimi aydan aya aldığı maaşla yaşıyor gibi görünüyor. İşsiz kaldığı ve maaş gelmediği an nasıl hayatlarını idame ettirecekleri belirsiz… Bu rakamları görünce tasarrufun ve finansal bağımsızlık yolculuğunun önemini bir kez daha anladım.

Finansal özgürlük yolculuğumda son durum

Portföylerim önce eridi

Bu yazı, Covid-19 salgını ve ekonomide yol açtığı krizle ilgili dokuzuncu yazım. Önümüzdeki yıllarda geriye dönüp baktığım zaman yaptığım yorumlar ve aldığım tedbirlerin yerindeliği açısından çok öğretici olacağını düşünüyorum. Şimdi bile bu seriyi dönüp dönüp okuyorum. İlk önce sert bir piyasa dalgalanması olarak görmüştüm bu krizi. Bununla ilgili değerlendirme yaptığımda TL cinsinden hisse senedi portföyüm %26 civarında artıdaydı. Ekonomik krizin finansal piyasaları en kötü etkilediği zamanda TL cinsinden hisse senedi portföyüm eksi %20’leri gördü. Daha da kötüsü S&P 500 ETF‘sini krizin hemen öncesinde tarihi tavan fiyatından almıştım. O kalemde de dip noktada eksi %30’ları gördüm. Eurobond portföyümde dolar bazında artı %20’lerden eksiye düştü.

Psikolojim negatif etkilendi

Psikolojik olarak negatif etkilenmediğimi söylersem tabi ki yalan olur. 🙂 Neticede insan beyni milyonlarca yıllık evrimle oluşan belli kurallara bağlı çalışan bir organ. Kağıt üzerinde de olsa kayba verilen tepki de doğal olarak negatif. Ancak, duygularıma yenilmedim zira böyle bir dönemin olacağı aşikardı. Krizden hemen önce tarihi yüksek fiyattan ETF alırken de ciddi bir düzeltmenin geleceğini sadece zamanını bilmediğimi söylemiştim. Tedbir olarak kenarda nakit tuttuğumu da belirtmiştim.

Finansal özgürlük yolculuğuna devam ettim

Borsa İstanbul

Borsa İstanbul’da fiyatlar düşerken alım yapmaya devam ettim. TL cinsinden hisse senedi portföyümün büyüklüğü ikiye katlandı. Fiyatlar sürekli düşerken de alım yapmak kolay değil. Zira geleceği bilmek imkansız. Daha da düşmez derken bir bakıyorsunuz aldığınız hisse fiyatı çakılmaya devam ediyor. 🙂 Ayırdığınız kaynağın da bir sınırı var. Ancak finansal bağımsızlık hedeflediğim ve daha uzun yıllar birikim yapmaya devam edeceğim için hisse fiyatları ne kadar düşerse düşsün her ay alım yapma şansım var. Portföyüm de henüz çok büyük olmadığı için aylık alımlarla bile ortalama maliyeti aşağıya çekebiliyorum. Bu geçici bir avantaj tabi.

S&P 500

S&P 500’de ise mevcut hisse/nakit pozisyonumu korudum. Zararım yarı yarıya azaldı. Hala dolar bazında hisse pozisyonumun iki katı kadar nakit tutuyorum. Eğer S&P 500 uzun dönem ortalama değerine kadar düşerse (yani yaklaşık dolar bazında %40-%50) alıma geçeceğim. Aksi takdirde daha karlı diğer imkanları (Eurobond + Borsa İstanbul) tükettikten sonra düzenli ve ihtiyatlı bir şekilde S&P 500 alımına devam edeceğim. Hisse senetlerinde yerli ve yabancı bir bütün olarak tekrar artıyı gördüm son bir kaç haftalık temelsiz iyimserlik dalgasıyla... Tabi reel ekonomide ki hasarı görünce böyle kalır mı sorusu hep aklımda.

Eurobond

Eurobond tarafında da tasarruflarımın izin verdiği kadarıyla alıma devam ettim. Kupon gelirlerinden elde ettiğim aylık nakit akışım 200 doları buldu. Eurobond getirileri ülke riskine paralel bir şekilde çok yüksek. Bu durum ülkenin iflas etmeyeceği bahsine giren bir yatırımcı için büyük bir fırsat. Tabi risk gerçekleşir ve yatırdığım anaparamı alamazsam finansal bağımsızlık rüyam için ciddi bir darbe olur. 🙂 Maalesef Türkiye ekonomisi hakkında kısa ve orta vadede iyimser değilim. Yabancı yatırımcılar da benimle aynı fikirde ki aylardır Türk sermaye piyasalarından düzenli olarak kaçıyorlar. Umudum uzun vadede işlerin büyük bir siyasi dönüşümle birlikte tekrar rayına girmesi… Tabi bu olasılığın gerçekleşmeyebileceğini de dikkate alarak yurtdışı piyasalara yatırıma devam edeceğim. Sonuç itibarıyla geleceği tahmin edip kumar oynamak yerine bir yatırımcı gibi riskleri minimize edecek şekilde hareket etmek en doğrusu.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın.

Okuyucularıma Not

Pinti Değil Tutumluyum’a ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Bu bloğu ayakta tutabilmek ve masraflarını karşılayabilmek için bağlı linkler kullanmaya karar verdim. Eğer burada yazdıklarımın size bir değer kattığını düşünüyorsanız, aşağıdaki linklere tıklayarak bana destek olabilirsiniz. 🙂 Sevgiler.

Wise (eski adıyla TransferWise) hesabı ile yurtdışı aracı kurumlara düşük maliyetli para transferi yapmak için: Wise hesabı açın.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2020 Pintidegiltutumluyum

2 thoughts on “Durum Analizi: Kriz ve Finansal Özgürlük

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top