Karantina Günlerinde Aşk Dermişim

Karantina Günlerinde Aşk Dermişim

Karantina uygulamasında ikinci haftaya girmişken yavaş yavaş bunalma belirtileri de ortaya çıkmaya başladı. En azından bizim evde böyle. Henüz konuşmaya başlamamış olan oğlum bile pencereden dışarı hevesle bakıyor. Oyuncakları eskisi gibi tatmin etmiyor. Uzaktan çalışma Whatsapp’tan, e-postadan ve bilimum ‘verimlilik’ programından haftanın yedi günü gece yarılarına kadar tacize dönüşüyor. Ofiste sanki daha iyiydik dedirtiyor. 🙂 Diğer yandan salgın hastalık yayılma eğrisinde hareketine devam ediyor. İstatistikler, böyle palyatif tedbirlerle yolumuza devam edersek, durumumuzun İtalya’dan kötü ve İran’la başabaş şekilde devam edeceğine işaret ediyor. Yani karantina daha uzun süre devam edecek gibi duruyor. En azından imkanı olanlar için… Böylesine kasvetli günlerde beyindeki kaygıyı azaltmak ve akıl sağlığını korumak için savunma mekanizmalarını devreye almak şart. Benim için kafa dağıtmanın güzel bir yolu da dizi ve film izlemek.

Karantina günlerinde izlenebilecek filmler

Merak etmeyin İMDB listesini yayımlamayacağım. Bende iz bırakan filmlerden ve şu anda takip ettiğim dizilerden bahsedeceğim. Gerçi benim zevkim herkese göre olmayabilir. Zira sıkı bir bilim kurgu hayranıyım. Yani hem roman hem beyaz perde olarak diyorum. Uzatmadan konuya gireyim.

Romantik

Photo by Everton Vila on Unsplash

Başrollerinde Naomi Watts ve Edward Norton’un paylaştığı 2006 yılı yapımı The Painted Veil filmi ile başlayabilirsiniz. Arka fonda da kolera salgını var. Gerçi yazının başlığını Gabriel Garcia Marquez’in bir romanından arakladım. Yani bu filmle alakası yok. 🙂 Jane Austin’in romanından uyarlanan 2005 yapımı Pride and Prejudice‘da klasiklerden hoşlananlar için izlemeye değer bence. Jim Carrey ve Kate Winslet’in oynadığı Eternal Sunshine of Spotless Mind‘da sıradışı bir film. Bu başlık altında ilk aklıma gelen romantik filmler bunlar.

Aksiyon

Aksiyon filmi deyince aklıma 1994 yapımı Speed geldi ilk olarak. 1989 yapımı komedi-aksiyon Tango&Cash‘de hoşuma gitmişti. 1984 yapımı The Terminator filmini kasetli videolar yaygınken kiralayıp izlemiştim epey bir zaman önce. 🙂 1991 yılı yapımı The Terminator: Judgement Day filmini ise sinemada soluksuz izlemiştim. Hey gidi günler hey. Zaman nasılda çabuk geçiyor. Daha yakın tarihte izlediğim en sağlam aksiyon filmi ise Mad Max: Furry Road. Baştan sona adrenalin. Görüntüler de mükemmel. Geniş ekran HD televizyon için biçilmiş kaftan. Ailece izleyeceğiz derseniz Indiana Jones serisi derim. Serinin ilk filmden bu yana 36 yıl geçmiş ama hala keyifle izlenebilir. Tarihi-aksiyon kategorisinde 1995 yapımı Braveheart ve 2000 yapımı Gladiator en çok aklımda kalanlar. En sevdiğim yönetmen Ridley Scott’un Kingdom of Heaven‘ı da atlamayayım bu kısımda.

Bilim Kurgu

Photo by Daniel Cheung on Unsplash

Asıl ilgilendiğim kısma geldik nihayet. 🙂 Ridley Scott’ın 1979 yapımı Alien ve 1982 yapımı Blade Runner fimlerini çok beğeniyorum. İkisi de popüler kültürü epey etkilemiş filmler. Mesela Alien filminde Hollywood stüdyoları tarihinde ilk defa bir kadın baskın karakter olarak başrolde yer alıyor hafızam yanıltmıyorsa. Blade Runner‘ın yarattığı disütopik gelecek o kadar başarılı ki uzun yıllar neşeli, güzel bir gelecek vaat eden bilim kurgu filmi çekilememiş. Bu iki filmin devam filmleri de çekildi ve gayet iyiler. Zamanda biraz daha geriye gidersek 1968 yapımı Planet of Apes filmi de bir klasiktir. Bu film serisinin son 3-4 yılda çekilen öncülleri de bence gayet iyi. 1987 yapımı RoboCop‘ta disütopik dünya yaratmada oldukça başarılı bir film. İlk izlediğimde çok etkilenmiştim.

Photo by Dominik Scythe on Unsplash

Sanatsal açıdan

Sinema sanatıyla ciddi olarak ilgileniyorsanız öncelikle bilim kurgu filmlerinin atası sayılabilecek 1927 yapımı Metropolis‘i izlemediyseniz mutlaka izleyin derim. Ardından Stanley Kubrick’in 2001: A Space Odyssey filmini tabi ki. Ufak bir hatırlatma: bu filmin ilk yarım saatinde tek bir konuşma yok. 🙂 Andrei Tarkovsky’nin 1972 yapımı Solaris filmi daha da zorluyor gerçi. Yoksa benim gibi keyif adamıysanız izlenebilecek pek çok kalburüstü bilim kurgu sizi bekliyor. 🙂 Muhtemelen çoğunu popüler oldukları için zaten izlemişsinizdir. Interstellar, Inception, Avatar ve The Martian gayet güzel filmler mesela. Gözden kaçıran varsa ailece keyifle izleyebilirsiniz.

Daha az popüler

Biraz da daha az popüler olan ama benim beğendiğim filmlerden bahsedeyim. Alex Proyas’ın 1998 yapımı Dark City filminin karanlık atmosferi beni çok etkilemişti. Konu itibarıyla da The Matrix filminden önce çekildiğini de not düşeyim. Moon ve The Man from Earth düşük bütçeli ama çok sürükleyici filmler. Robot&Frank ve Her filmlerini de ailece izleyebilirsiniz. Biraz daha geriye gidersek 1982 yapımı The Thing, 1986 yapımı The Fly ve 1985 yapımı Brazil adlı filmler oldukça ürkütücü. 1995 yapımı Twelve Monkeys, 1997 yapımı Gattaca, yanlış anlaşıldığını düşündüğüm 1997 yapımı Starship Troopers, 2006 yapımı Children of Men, 2007 yapımı The Mist, 2009 yapımı District 9, 2015 yapımı Ex Machina, 2016 yapımı Arrival gibi filmlerden izlemediğiniz varsa bir göz atın derim.

Animasyon

Photo by Ryan Yao on Unsplash

Sevdiğim bir diğer alanda animasyon. Tabi animasyon ve sinema deyince Japonların yeri ayrı. Muhteşem anime filmler yapmışlar. Karantina günlerinde iyi gider. Bazıları zamanının çok çok ötesinde. Öyle ki, Amerikan sinemasının popüler bilim kurgu filmlerinin bir kısmı bu yapımlardan esinleniyor. Mesela, Matrix ve Avatar filmlerinin esin kaynağı 1995 yapımı Ghost in the Shell‘in konusu çok çarpıcı eğer cyberpunk seviyorsanız. Keza ilerleyen yıllarda devam filmi geldiği gibi, harika bir anime serisi de yayımlandı: Ghost in the Shell – Stand Alone Complex. Inception‘dan önce de Paprika vardı. Anime ve bilim kurgu dendiğinde aklıma Akira (1988), Cowboy Bebop: The Movie (2001), The Girl Who Leapt Through Time (2006) ve Time of Eve (2010) filmleri geliyor.

Photo by Tim Mossholder on Unsplash

Harika Japon animeleri bilim kurguyla sınırlı değil tabi. Bu türle ilgileniyorsanız Hayao Miyazaki adını mutlaka duymuşsunuzdur. Castle in the Sky (1986), Princess Mononoke (1997), Spirited Away (2001) ve Howl’s Moving Castle (2004) adlı filmlerini severek izledim. İzlediğim ve beğendiğim diğer animasyonlar ise şunlar: Nausicaä of the Valley of the Wind (1984), Grave of the Fireflies (1988), The Wind Rises (2013), Your Name (2016) ve A Silent Voice (2016). Şüphesiz henüz izlemediğim çok güzel animasyonlarda var. Son bir hatırlatma da bulunayım. Yukarıda saydığım animasyon filmleri yetişkinler için. Küçük çocukların anlayabileceği şeyler değil.

Karantina günlerinde takip ettiğim tv dizileri

Photo by Josh Kahen on Unsplash

Bu aralar televizyon dizisi olarak ne izliyorsun derseniz: Westworld. Üçüncü sezonu başladı ve şu ana kadar harika gidiyor. Bilim kurgu sevenler için tek kelimeyle bir hazine. Yul Bryner’ın oynadığı 1973 yapımı orijinal Westworld filmini çocukluğumda izlemiştim. Hala hatırlıyorum. Bir diğer beğendiğim dizi ise Altered Carbon. Bu iki kalburüstü dizi maalesef yoğun şiddet içeriyor. Yani ailece izlemeye uygun değiller. Daha yumuşak bilim kurgu severler için The Expanse ve Star Trek: Picard önerebilirim. Ayrıca, Netflix’te Dr. House tadında güzel bir ingiliz komedisi keşfettim: Doc Martin. İngilizler çok güzel komedi filmleri yapmışlar bu arada. Birkaç öneri isterseniz: Shaun of the Dead (2004), Hot Fuzz (2007) ve The World’s End (2013). Netflix’te finansal bağımsızlık peşinde koşanlar için minimalizmle ilgili güzel bir belgesel de buldum. Bugünlük bu kadar yeter. Karantina günlerinde keyifli seyirler…

Okuyucularıma Not

Pinti Değil Tutumluyum’a ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Bu bloğu ayakta tutabilmek ve masraflarını karşılayabilmek için bağlı linkler kullanmaya karar verdim. Eğer burada yazdıklarımın size bir değer kattığını düşünüyorsanız, aşağıdaki linklere tıklayarak bana destek olabilirsiniz. 🙂 Sevgiler.

Wise (eski adıyla TransferWise) hesabı ile yurtdışı aracı kurumlara düşük maliyetli para transferi yapmak için: Wise hesabı açın.

Interactive Brokers ile 33 ülkede yer alan 135 piyasaya 23 farklı para birimi kullanarak erişebilirsiniz. Hisse senedi, tahvil, opsiyon, futures, FX ve fon işlemlerinizi çok düşük maliyetle yapabilirsiniz. Interactive Brokers hesabınıza para transferini Türkiye’de ki Türk Lirası hesabınızdan EFT yaparak gerçekleştirebilirsiniz. Bunun için Interactive Brokers hesabı açın.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2020 Pintidegiltutumluyum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Back to top