Kölelik, Kapitalizm ve Borçlanma

Kölelik, Kapitalizm ve Borçlanma

Kölelik derken -yanlış anlaşılma olmasın- bordro mahkumlarını kastediyorum ki bu tanım beni de kapsıyor. 🙂 Tasarrufu ve varlığı olmayan veya sınırlı olan, maaştan maaşa aldığı ücret ile geçinen insanların bugünün dünyasının modern köleleri dersek yanlış olmaz. Çünkü bordro mahkumları en temel ihtiyaçlarını karşılamak için emeklerini satmak zorundalar. Bu zorunluluk, doğal olarak insanların alternatifler arasından seçim yapma şansını çok daraltıyor. Aslında teorik olarak her istediğinizi yapabilirsiniz tabi. Ama yoksulluğu ve yoksunluğu göze almak kaydıyla 🙂  Pratikte bu bedeli ödemeyi göze alabilen modern köle sayısı ise tahmin edebileceğiniz gibi çok az.

Kölelik ve borç

Hammurabi Kanunları
Kaynak: https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=37984

Borcu olan adam özgür olamaz. Klişe bir laf diyebilirsiniz. Ama kelimenin gerçek anlamıyla doğru bir önerme. İnanmayan antik dünya tarihine bakabilir. Çok uzağa gitmeye de gerek yok. Antik Anadolu ve Mezapotamya tarihinde Sümer ve Akad kanunlarında yani dünyanın ilk yazılı kanunlarında ‘borç köleliği‘ düzenlenmiş. Kıtlık veya benzeri nedenlerle borcunu ödeyemeyen çiftçiler yada genel olarak aldıkları borcu ödeyemeyenlerin köle yapılmasına borç köleliği deniyor. Yani borç alıp ödeyemeyen ailesiyle birlikte özgürlüğünü kaybediyor. Ayrıntılı bilgi için şu makaleye bakabilirsiniz.

Köleliğin ortaya çıkışı

Photo by Nils on Unsplash

Köleliğin ortaya çıkış tarihi net değil. M.Ö. 4000 yıllarında antik Mısır’a giden kayıtlar var. 12.000 yıl önce gerçekleşen neolitik devrim yani tarım devriminin ardından yerleşik yaşama geçilmesi ve şehirlerin oluşması ile ortaya çıktığı sanılıyor. Maalesef, tarihteki tüm toplumlarda yaygın olarak var olduğunu görüyoruz. Antik Yunanda ve Roma İmparatorluğu’nda da kölelik ve borç köleliği yaygındı. Aslına bakılırsa köle, bir eşya olarak görüldüğü için Roma Hukukunda kölelik borçlar hukukunda ele alınıyor. Bilmeyenler varsa günümüz Türkiye’sinde de doğumdan ölüme kadar Roma Hukuku’na göre yaşıyoruz. Antik hukuk sistemlerinde kölelik için şu kaynağa bakabilirsiniz.

Photo by Dario Veronesi on Unsplash

Aynayı biraz kendimize çevirelim. Konuyla ilgili güzel bir anım var. İlkokul’a gidiyordum galiba. Öğretmenimiz 1683 yılında gerçekleşen II. Viyana Kuşatması’yla ilgili bir araştırma ödevi vermişti. Bende hevesle Ana Britannica’yı açıp okudum. Epeyce uğraşıp uzun ve güzel bir ödev hazırladım. Evet bizim zamanımızda ansiklopedi vardı ve evet o zamanda araştırma seven bir öğrenciydim. 🙂 Ansiklopedi’de Osmanlıların sefer sırasında savaş ganimetleri kapsamında elde ettikleri esirleri, köle pazarında kaçtan sattıklarına dair istatistikler vardı. Kadınlar şu kadara, oğlanlar şu kadara falan. Çocuk naifliğiyle sınıfın önünde bunlardan bahsedince, kadın hocamız bir tuhaf oldu. Hemen müdahale edip konuyu kapadı. Genç dimağları zararlı ‘yalanlardan’ korudu. 🙂 Osmanlı İmparatorluğu’nun da köleci bir toplum olduğunu duymak pek çoğunuzu şaşırtabilir. Zira, ‘milli’ eğitim sistemimiz tarihimizle ilgili ‘güzel’ şeyleri öğretirken, ‘çirkin’ şeyleri sürekli ayıklıyor. Konuyu merak eden varsa şu makaleye bakabilir.

Mekkeli tüccar ve kafkasyalı kölesi
Kaynak: https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Meccan_merchant_and_his_Circassian_slave.jpg

Kölelik ve dinler

4-5 yaşlarındayken rahmetli ananemlere her gittiğimizde, başlarından savmak için, beni rahmetli dedemle birlikte yakındaki tren istasyonuna trenleri izlemeye gönderirlerdi. Dedemde tren istasyonunda beni oyalamak için şundan bundan bahsederdi. Hatırladığım konuşmalardan bir tanesi para üzerineydi. 🙂 Neden bu konu açıldı hatırlamıyorum. Belki ben çocukça bir soru sormuşumdur. Neyse, söz döndü dolaştı hocanın Cami’de söylediklerine geldi. Dedem hocaya kızgındı. Bir lokma bir hırka söylemine içerlemişti. “Sürekli zengin olmayı kötülüyorlar, fakirliği yüceltiyorlar.” demişti. “Zengin olmanın nesi kötüymüş?” diye de ekledi. Ardından kendinden emin bir şekilde “Sürekli böyle söylüyorlar çünkü fakirlerin ayaklanıp zenginlerin mallarını ellerinden almasını istemiyorlar oğlum.” diyerek son noktayı koydu rahmetli. 🙂 Neden bilmiyorum aklıma Spartacus dizisi geldi şimdi. Neyse…

Yıllar sonra yaş kemale erince anladım ki çoğu sosyal bilimci, rahmetli dedemle aynı fikirdeymiş. Ortaya çıkan tüm dinler, o toplumdaki hakim sınıfların (ve dolayısıyla zenginlerin) çıkarlarını koruyorlar. Aslına bakılırsa rahipler veya din adamları da, tüccarlar, kral ve askeri/sivil bürokrasi ile yönetici seçkinlerin bir parçasını oluşturuyorlar. Dolayısıyla tarih boyunca her din, egemenlerin kurulu düzeni devam ettirmek için siyasi bir aracı konumunda. Kölelik de bir istisna değil. Örneğin tek tanrılı dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet) hiçbiri köleliği yasaklamamış. Tam tersine hepsi tanrının köleliği meşru gördüğünü belirtip, köleliği (yani mevcut düzeni) kurumsallaştıran düzenlemeler getirmiş. Yahudilik ve Hristiyanlık için şu makalenin ilk iki sayfası aydınlatıcı. İslamiyet için şu kaynağa bir göz atabilirsiniz.

Kapitalizm’den köleliğe ince ayar

Photo by British Library on Unsplash

Kölelik, ne hikmetse kapitalizmin ve özellikle sanayileşmenin yükselişiyle aynı zamanda etkisini kaybetmeye başlıyor. İnsanın aklına bu iki olgu arasında nedensellik var mı acaba sorusu takılıyor. Şahsi düşüncem olduğu yönünde. Zira, antik toplumlarda refah sadece kol gücüne bağlıydı. Kapitalizm ve sanayileşme ile birlikte bu ilişki zayıfladı. Arz fazlası ortaya çıktı. Bu arz fazlasının eritilmesi için tüketim unsuru olarak insan ön plana çıktı. Bu ilişki ile ilgili düşüncelerimi daha önce yazmıştım.

Nitekim, köleliğin kaldırılması yönündeki ana girişimler 19. yüzyılda görülüyor. İlk sanayileşen ülke İngiltere, 19. yüzyılın ilk yarısında köleliğin kaldırılması için ön ayak oluyor. Dünyanın en eski insan hakları sivil toplum örgütü de köleliğin kaldırılması amacıyla kuruluyor. Köleliğin kaldırılması amacıyla İngiltere’de 1840 yılında yapılan bir toplantılarının tablosunu aşağıda görebilirsiniz. Keza 1861-1865 yıllarında Amerikan iç savaşında sanayileşmiş ve köleliğe karşı kuzey eyaletleri, ekonomisi pamuk ve el emeğine (köleliğe) bağlı güney eyaletleri ile karşı karşıya geliyor. Köleliğin evrensel olarak lanetlenmesi için ise 20. yüzyılı beklememiz gerekiyor. Tarih boyunca köleliği yasaklama girişimlerinin zaman çizelgesi eşliğinde bir listesi var Wikipedia‘da. İsteyen inceleyebilir.

The Anti-Slavery Society Convention, 1840, Benjamin Haydon
Kaynak: https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=6365474

Kölelik ortadan kalktı mı?

Bu soruya evet demeyi isterdim. Ama maalesef kelimenin gerçek anlamında kölelik hala içinde yaşadığımız dünyanın bir gerçeği. Bir sivil toplum kuruluşuna göre bugün dünyada 40 milyondan fazla modern köle var. Bu modern köleliğin en yaygın biçimi de borç köleliği… Wikipedia‘ya göre ise modern köle sayısı 21 milyon ila 46 milyon arasında.

Bu yazı kapsamında köleliğe gelince. Kapitalizm açısından dolaylı yollar daha karlı diyebilirim. Eli kamçılı köle sahipleri yerine bankalar ve kredi borçları var. 🙂 Borçlanın ey bordro mahkumları! 4+1 ev alın. 2-3 senede bir otomobili yenileyin. Tüketici kredisi çekin, mobilyaları yenileyin. Marka giyinin. Zira hayat kısa ve siz her şeyin en iyisini hak ediyorsunuz. 🙂

Patronların sevdiği çalışan profili

Buraya kadar şeytanın avukatlığını yaptım. Kölelik ile ilgili pek hoş olmayan ve muhtemelen bazılarınızın bilmek istemediği gerçekleri yüzünüze çarptım. Artık eğlenme vakti. Bu yazıyı yazma nedenim, takip ettiğim yabancı bir blog yazarının bir yazısıydı esasında. Bu yazıda, finansal bağımsızlığını kazanmış ve erken emekli olmuş yazar arkadaşımız, Wall Street’te yönetici pozisyonunda çalışan bir kankasını ziyarete gidiyor. Barda içerlerken laf patronların sevdiği çalışan profiline geliyor. Yazarımızın kankasının, çalışanları hakkında ilginç fikirleri var. Ona göre çalışanı ne kadar borçlu olursa o kadar iyi. Zira boğazına kadar borca batmış maaşlı çalışanlarına akşam mesaiye kalma, haftasonu çalışma vb. konularda her istediğini yaptırabiliyor. Terfilerde borçlu olanlara öncelik veriyor. Yazarımızdan finansal bağımsızlık lafını duyunca irkiliyor ve yaygınlaşırsa kimseyi çalıştıramam diye hayıflanıyor.

Kölelik endeksi

Kafalar iyice güzelleşince bu ikili patronların çalışanlarını ne kadar zorlayabileceklerine dair bir endeks geliştiriyorlar: the f*ck-over-ability index. İngilizce bilenler endeksin anlamını hemen kavramıştır sanırım. 🙂 Bilmeyenler için ise yazıda ve endeks isminde geçen sinkaflı ifadeleri ‘düzelttiğimi’ ve ‘kölelik endeksi’ olarak çevirdiğimi söylemekle yetineyim. Yazı, +18’lik ve epey muzır. Merak eden Google Translate kullanabilir. Endekse gelirsek, bir çalışan olarak ne kadar yüksek puan alırsanız patronun isteklerine karşı çıkmanız o kadar zor oluyor. Çünkü hayat tarzınız ve seçimleriniz sizi daha fazla borçlandırıyor. Daha fazla borç, maaşa ve çalıştığınız işe mecbur olmanız demek. Patronun abuk sabuk isteklerine karşı koyamamak demek. Yani borç kölelik ise endeks puanı köleliğinizin derecesini gösteriyor bir anlamda.

Endeksin bileşenleri

Kendi evine sahip olup, olmamak

Finansal bağımsızlık açısından ev sahibi olmak kötü bir tercihtir. Zira ev bir yatırım değildir. Tam tersine, tasarruflarınızı nakit akışı sağlamayan bir yükümlülüğe bağladığınız anlamına gelir. Ne kadar lüks bir eviniz varsa finansal bağımsızlık hedefinden o kadar fazla uzaklaşmışsınızdır. Konuyla ilgili yazıma bakabilirsiniz.

Yazlık sayınız

Finansal bağımsızlık açısından ev sahibi olmaktan daha kötü bir finansal karar, yazlık sahibi olmaktır.

Çocuk sayısı

Çocuk sahibi olanlar çocukların giderlerinin yüksek olduğunu bilir. Ne kadar çok çocuk, o kadar çok gider demek. Gider yükseldikçe finansal bağımsızlık uzaklaşır, maaşa mecburiyet artar.

Özel okula gönderilen çocuk sayısı

Özel okullar çok pahalıdır. Çocuğunuzu özel okula gönderdiğinizde ciddi bir finansal yükün altına girersiniz. Konuyu daha önceki bir ve iki numaralı yazılarımla detaylı ele almıştım.

Sahip olduğunuz araba sayısı

Araç sahibi olmak ciddi bir para tuzağıdır. Sıfır araç almanın ekonomik maliyeti çok yüksektir. Konuyla ilgili popüler bir yazım da var. İsteyen göz atabilir.

Sahip olduğunuz kredi borcu devam eden araba sayısı

Borçla sıfır araba almak finansal bağımsızlık açısından hiç iyi bir fikir değil.

Kaç yıllık giderinizi finanse edebilecek tasarrufunuz var?

Tasarruf oranınız ne kadar büyükse endeks değeriniz daha düşük oluyor.

Endeksin sonucu

Blog yazısında, endeksi geliştiren arkadaşlar kölelik endeksinin değerlendirme çizelgesini de yapmışlar. Aldığınız puan ne kadar düşük ise o kadar iyi. Bu kapsamda, sıfır puan finansal bağımsızlık anlamına geliyor. Yani patronun sizin üzerinde hiçbir tasarruf imkanı yok. 1 ile 20 arasında biraz, 21 ile 50 arasında patronun üzerinizdeki etkisi yüksek anlamına geliyor. 50 ve üzerine gelince, patron ‘zıpla’ deyince, ‘ne kadar yükseğe’ diye bağırıyorsunuz. 🙂

Benim sonuç

Testi doldurdum. Aşağıdaki şekilde sonucu görüyorsunuz. 17,6 puan hiç fena değil. Bordro mahkumuyum ama biraz hareket alanım var gibi gözüküyor. Diğer taraftan benim çocuğun henüz okul çağına gelmediği notunu düşeyim. Dolayısıyla, ilerleyen yıllarda sonuç aleyhime değişebilir. Sizde bir deneyin bence. Bakalım ne çıkacak? Keyifli bir gün geçirmenize katkıda bulunmuşumdur umarım. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Kölelik endeksi – sonucum
Kaynak: millennial-revolution.com

Okuyucularıma Not

Pinti Değil Tutumluyum’a ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Bu bloğu ayakta tutabilmek ve masraflarını karşılayabilmek için bağlı linkler kullanmaya karar verdim. Eğer burada yazdıklarımın size bir değer kattığını düşünüyorsanız, aşağıdaki linklere tıklayarak bana destek olabilirsiniz. 🙂 Sevgiler.

Wise (eski adıyla TransferWise) hesabı ile yurtdışı aracı kurumlara düşük maliyetli para transferi yapmak için: Wise hesabı açın.

Hızlı bir şekilde hesap açıp, ABD sermaye piyasalarında komisyonsuz alım satım işlemi yapmak istiyorsanız Webull‘u deneyebilirsiniz.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2020 Pintidegiltutumluyum

4 thoughts on “Kölelik, Kapitalizm ve Borçlanma

  1. şimdi ben bankanın çalıştığım yerin kart ve kredi müştersiyi. bir arabam var honda civic 2009 ve 12 bin lirayla geçinemeyip yıllardır rediye veriuorum adam 12 verse ben 15 geri vergi algı ben nasıl düzenleyeblrim kendimi..kurtulmak derdim.

    1. Merhaba Melek Hanım;

      Maalesef ayağınızı yorganınıza göre uzatıp borçlarınızı kapatmanız ve bir daha borçlanmamanız gerekiyor. Bunun içinde para harcarken ihtiyaç mı yoksa istek mi olduğu ayrımını yapmanızı öneririm. Kolaygelsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top