Varlık Tahsisi: Portföy Ağırlıklarını Belirleme

Varlık Tahsisi: Portföy Ağırlıklarını Belirleme

Varlık tahsisi yani portföy ağırlıklarını belirleme bir yatırımcının vereceği en önemli kararlardan biridir. Modern Portföy Teorisi, Etkin Piyasa Hipotezi ve Yatırım ve BİST100 Üzerine Bazı Notlar başlıklı yazılarım ile başta ABD olmak üzere yurtdışı piyasalara düşük maliyetli endeks yatırımının en iyi uzun vadeli yatırım strateji olduğunu düşündüğümü sizlerle paylaşmıştım. Bu strateji için bize gereken yatırım aracı olan ETF’leri ise ETF-Exchange Traded Funds ve Yabancı Ülke Tahvilleri: ETF’ler İle Yatırım ile sizlere tanıtmıştım. Ardından Türkiye’den yurtdışına yatırım yapmanın mümkün olduğunu Yurtdışı Piyasalara Yatırım: İlk Bakış ve İlk Alım ve Yabancı Piyasalara Yatırım başlıklı yazılarım ile sizlere göstermiştim.

Photo by Clark Tibbs on Unsplash

Vergi Sorunu ve Yurtdışı Piyasalara Yatırım başlıklı yazımda da 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun (GVK) ilgili maddelerini inceleyerek yatırım açısından yorumlamıştım. Yurtdışı finansal piyasalara yatırımdan elde edilen getirilerin vergilendirilmesi konusunda yatırımcılar arasında tam bir kakafoni hüküm sürüyor. Vergi konusunda fiili uygulamayı yaşayarak görmek en sağlam seçenek gibi görünüyor. Bu testi yapacağım. Bu sırada önümde vermem gereken önemli bir karar var. Genel Portföy Performans Raporu – Aralık 2019 başlıklı yazımda sizlere gösterdiğim gibi oldukça dengesiz bir portföy dağılımım var. İdeal portföy dağılımımı belirlemem ve bu doğrultuda hareket etmem gerekiyor.

Varlık tahsisi: hisse senedi ve tahvil ağırlıklarına karar vermek

Photo by Ben Blennerhassett on Unsplash

Genel olarak portföyümde üç ayrı kategoride varlık tutabilirim: hisse senedi, tahvil ve nakit. Sorunum bu kalemlerin portföydeki ağırlığı ne olmalı sorusuna cevap vermek. Aslında hisse senedi tahvil ağırlıklarına karar vermek öznel bir karar. Çünkü ne kadar risk almak istediğinize karar veriyorsunuz. Her insanın kaldırabileceği risk miktarı farklıdır. Dolayısıyla, yukarıdaki sorunun herkes için doğru olan bir yanıtı yok. Örneğin, Benjamin Graham hisse senedi ve tahvil oranlarının her birinin %25’ten az %75’ten fazla olmaması gerektiğini söylüyor. Graham’a göre nakdi pas geçersek ideal dağılım oranı %50 – %50 olmalı.

Bir başka genel kabul görmüş kural yaşınız kadar tahvile ağırlık vermek. Yani 40 yaşındaysanız portföydeki tahvil ağırlığınız %40 olmalı. Yaş ilerleyip emeklilik yaklaştıkça portföyde daha az riskli olan tahvilin ağırlığını artırmış oluyorsunuz. Larry Swedroe ise ABD’de 1970’lerdeki ayı piyasası verilerini kullanarak aşağıdaki şekilde gördüğünüz üzere portföydeki hisse oranına bağlı olarak maksimum kayıp değerlerini tahmin etmiş. Bu çerçevede, aşağıdaki tabloyu ve yaşımı dikkate alarak %40-%50 hisse senedi ağırlığı benim için uygun gözüküyor 🙂

Risk tablosu

Varlık tahsisi: fon sayısına karar vermek

Photo by Sharon McCutcheon on Unsplash

ABD aracı kurumların önemli bir kısmı ETF alım satımında artık masraf almıyor. Maalesef Türkiye’de yaşadığım için benim böyle bir lüksüm yok. Çalıştığım aracı kurum işlem başına 10 dolar ücret alıyor. İstersen bir tane al istersen 100 tane masraf aynı. Her alım ve her satım 10 dolar demek. Bu durumda işlem masraflarını azaltmak için mümkün olduğunca az sayıda alım ve satım yapmam gerekiyor. Hisse senedi için bir fon ve tahvil için bir fon benim işimi görür. İki fonlu bir portföy oluşturacaksam bir diğer soruya daha cevap vermem gerekiyor: bütün dünya hisse senetleri mi yoksa S&P 500 yeterli mi? Benzer şekilde bütün dünya tahvilleri mi yoksa gelişmiş/gelişmekte olan ülke tahvilleri mi?

Hisse senedi için ETF

Bütün dünya hisse senetlerini mi satın alsam yoksa S&P 500’i takip etmek yeterli olur mu sorusunun cevabı benim açımdan S&P 500. ABD şirketleri zaten uluslararası şirketler. Önümüzdeki 20-30 yıl boyunca da öyle kalacaklarını öngörüyorum. Ayrıca, portföyümdeki ağırlığı %5-%10 arasında olacak şekilde Türk hisse senetlerine de yatırım yapmayı planlıyorum.

İlk Alım ve Yabancı Piyasalara Yatırım başlıklı yazımda deneme amacıyla 10 adet Vanguard S&P 500 UCITS ETF (VUSD) satın aldığımı belirtmiştim. VUSD kar payı dağıtıyor. GVK’ya göre yabancı para cinsinden kar payında 2019 yılı için 2.200 TL’ye kadar vergi beyanı zorunluluğu yok. O yüzden satmayacağım. Ancak uzun vadede vergiden kaçınmak için kar payı dağıtmayan versiyonunu tercih etmek zorundayım: VUAA.

Bugünlerde S&P 500 tarihi zirvesinde. Yine de portföyümdeki ağırlığını biraz artırmak istiyorum doğrusu. Aslında daha önceki yazımda S&P 500’ün pahalı olması nedeniyle niyetim gelişmekte olan ülkelerin tahvillerine yönelmek olduğunu açıklamıştım. Ama genel portföyde tahvilin ağırlığının çok yüksek olduğunu fark ettim. 🙂

Tahvil için ETF

Portföyümde yüksek getiri ve vergi avantajı nedeniyle Eurobond‘un payı %76. Tek bir ülkenin tahviline -yatırım kredi notunun da çöp kategorisinde olduğunu düşünürsek- epey riskli. Ancak getiri maksimizasyonu açısından düşünüldüğünde vergi avantajını sonuna kadar kullanmak mantıklı duruyor. Dolayısıyla, bu avantaj ortadan kalktığında diğer ülke tahvillerine yatırım yapmayı planlıyorum. Yani tahvil konusunda ETF seçimi için daha epey vaktim var. Biraz daha araştıracağım.

Portföy’ü yeniden dengeleme sorunu

Photo by Paolo Nicolello on Unsplash

İdeal portföy ağırlıklarını belirleyip bu ağırlıklara ulaştıktan sonra pozisyonumu devam ettirmem gerekiyor. Eğer ağırlıklarda %5 – %10 gibi sapmalar olursa iyi performans gösterenleri satıp kötü performans gösterenleri almam gerekiyor. Buna yeniden dengeleme adı veriliyor. Aslında ilk başta bakıldığında insana biraz ters gelebilir. Niye iyi performans göstereni satıyoruz ki? Cevap: fiyatı düşükken alıp, fiyatı yüksekken satmak için.

Tahvil ve hisse senetleri genelikle negatif korrelasyona sahiptir. Yani fiyatları ters hareket eder. Hisse senetleri değerlenirken portföydeki payları artar, tahvillerin azalır. Değerlenmiş hisse senetlerini satarak, ucuzlamış tahvilleri alırız. Zamanla tahteravalli ters hareket etmeye başlar. Bu sefer değerlenmiş tahvil satar, ucuzlamış hisse senedi alırız. Böylece portföy ağırlıklarını istediğimiz yerde tutup riskimizi aynı düzeyde korurken, getiri oranımızı artırmış oluruz. Tabi bu mantık fonlarda geçerli. Çünkü ETF’nizdeki 500 şirketin aynı anda kötü performans sergileyip iflas etme olasılığı sıfıra yakın.

Yeniden dengeleme çok sık yapılan bir şey değil. Kriz zamanları hariç olmak üzere genellikle yılda bir kaç kez yapmak yeterli oluyor. Bu noktada Türkiye’ye özgü bir sorunumuz var. Yurtdışı yatırımlardan elde edilen gelir ağır bir şekilde vergilendiriliyor. Alım satım yaptığım anda değer kazancı vergisi ödemek zorunda kalacağım. Bu tatsız olasılığı iki şekilde bertaraf edebilirim: birikim aşamasında aylık tasarruflarımı yeniden dengeleme için kullanarak ve portföyde her zaman bir miktar nakit bulundurarak.

İdeal portföyüm

Yukarıdaki analizim ve finansal bağımsızlık hedefim doğrultusunda varlık tahsisi yaparak ideal portföy ağırlıklarımı yaklaşık olarak tahmin ettim. Aşağıdaki şekilde gördüğünüz üzere hisse senetleri ve tahvil ağırlıkları %45 – %45 iken %10’da nakit tutmayı planlıyorum. Önümde en az 11 yıllık bir birikim dönemi var. Dolayısıyla, bu ağırlıklar kur, gelecekteki gider öngörümün değişmesi, vergi mevzuatında değişiklik, daha az maliyetli işlem yapma fırsatlarının ortaya çıkması gibi pek çok faktöre göre değişebilir. Önemli olan hazırlık yapmak ve sorunlar ortaya çıktığında güvenli bir şekilde geminin rotasını sakin denizlere çevirebilmek diyorum.

Sağlıcakla kalın.

İdeal portföy ağırlıkları
Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2020 Pintidegiltutumluyum

4 thoughts on “Varlık Tahsisi: Portföy Ağırlıklarını Belirleme

  1. Merhaba. ETF yatırımı yapmayı ben de düşünmüştüm ama sorduğum iki aracı kurum çok yüksek komisyon oranları söylediler. Tam hatırlamıyorum ama optimal olması için bir seferde 10 bin dolarlık alım yapmak gerekiyordu (sanırım minimum 20-25 dolar komisyon vardı). Sizin anlattığınız flat 10 dolar daha makul duruyor sanki. Sizinki hangi kurum?

    1. Merhaba Can Bey,

      10 dolarlık komisyonda düşük sayılmaz. 🙂 Ancak az sayıda alım yapıp uzun vadeli tutacaksanız karlı olabilir. Benim niyetim de böyle.
      Yazılarımda firma ismi kullanmadım. Zira yeni geçmiştim ve hizmetlerinden memnun kalıp kalmayacağımdan emin değildim. Şu ana kadar bir sıkıntı olmadı. O nedenle artık açıkça paylaşmakta sakınca yok sanırım. Gedik Universal aracılığı ile ETF işlemleri yapıyorum. Selamlar;

  2. Merhaba,
    Öncelikle yazı için teşekkürler.
    2020 için yurt dışı temettü kazancı istisnası 2.600 TL. Dolayısıyla, az da olsa pasif gelir için sağlam bir güvenlik payı bırakarak öncelikle VUSD alınabilir diye düşünüyorum. İstisna rakamı her yıl güncellendiği için ileriki yıllarda da buna göre ekleme yapılır. Bunun dışında kalan miktar da VUAA’ya yatırılmaya devam edilir diye düşünüyorum. Selamlar

    1. Merhaba Ferdi Bey;

      Önerdiğiniz şekilde de hareket edilebilir. Kervan yolda düzülür derler. Artık gidişata göre hareket edeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top