ETF – Exchange Traded Funds

ETF – Exchange Traded Funds

ETF üzerine bu yazıyı kaleme almamın nedeni önümüzdeki aydan itibaren yurtdışına açılmayı planlamam. Daha önceki bir yazımda finansal bağımsızlığa hızla ulaşmak için en iyi stratejinin yüksek tasarruf oranı ve yurtdışı piyasalara endeks yatırımı ikilisi olduğunu ifade etmiştim. Ancak, portföyüm belli bir büyüklüğe ulaşana kadar yüksek işlem maliyetleri vb. nedenlerle geçici olarak Eurobond ve Borsa İstanbul’a odaklandığımı da çeşitli yazılarımda belirtmiştim. Artık, asıl stratejimi uygulamaya başlayacağım için hangi ETF’lerin portföyde yer alması gerektiğine karar vermem gerekiyor. Önce ETF nedir sorusunu yanıtlayarak devam edelim.

ETF nedir?

Photo by Vladimir Solomyani on Unsplash

ETF (Exchange Traded Fund), finansal varlıklardan oluşan bir kümeyi içeren bir finansal varlıktır. Hisse senetleri dışında tahvil, ham petrol yada altın gibi değerli metaller, farklı para birimlerini içeren ETF’ler mevcuttur.  2018 yılında dünyada ETF’lere yatırılan para 5,1 trilyon ABD dolarına ulaşmış. ETF pek çok yönden ortak yatırım fonlarına benzemekle birlikte borsada herhangi bir hisse gibi listelenebilmesi ve alınıp satılabilmesi yönüyle farklılaşmaktadır. Yani ETF’nin herhangi bir hisse gibi seans sırasında dalgalanan fiyatı vardır. Ortak yatırım fonlarının fiyatları ise gün sonunda belirlenmektedir. ETF’ler aktif yada pasif olarak yönetilebilmektedir. Pasif olarak yönetilen ETF’lerin işlem maliyetlerinin daha uygun olacağının altını çizeyim. Ayrıca, hisse senetleri özelinde ETF sahipleri dağıtılan kar paylarını da alabilmektedir. S&P 500 gibi endeksleri takip eden ETF’ler ABD’de küçük yatırımcıların tercih ettikleri ucuz endeks fonlarına en yakın finansal üründür denilebilir.

Neden yurtdışı varlıkları portföyüme katmalıyım?

Ülke riski

Photo by JF Martin on Unsplash

Yurtdışı finansal varlıkları edinmemin genel portföyümün riskini azaltacağını düşünüyorum. Türkiye, maalesef popülist siyasetçilerin egemen olduğu az gelişmiş bir ülke. Benim yaşam döngümde ve hatta bir sonraki kuşakta bile bu olgunun değişeceğini -aksini dilesemde- sanmıyorum. Sadece Türk varlıkları edinmek, ülke riskini de üstlenmek anlamına geliyor. Ancak, Modern Portföy Teorisi‘nin öngördüğü şekilde portföyümü yurtdışı finansal varlıklarla çeşitlendirerek aldığım ülke riskini azaltabilirim.

Photo by Matt Lamers on Unsplash

Eğer bu argüman ikna edici gelmediyse, zengin ve ünlülere bakmanızı tavsiye ederim. Hepsinin Avrupa’da yada Amerika’da gayri menkulleri, banka hesapları ve yatırımları olduğunu görürsünüz. Siyasetçilerimizin yurtdışı varlıkları hakkında bir Google araştırması yaparsanız çok şaşırtıcı sonuçlara ulaşacağınızdan da eminim. 19. yüzyılda yaşayan Osmanlı Devleti’nin en önemli devlet adamlarından Ziya Paşa‘nın şu sözlerini her zaman hatırlamakta fayda var: “Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” (Günümüz Türkçesi ile anlamı; kişinin aynası yaptığı işlerdir, laflarına bakılmaz; çünkü kişinin aklının seviyesi ancak yaptığı işlerle ortaya çıkar).

Düşük getiri oranı

Yurtdışına yatırım yapmak istememin bir diğer önemli sebebi Türkiye’de ki yatırım araçlarının uzun vadeli ortalama getiri oranının düşük olmasıdır. Bu konu hakkında daha önce ayrıntılı bir inceleme yapmıştım. İlgilenenler bu yazıyı ve Eurobond yazısını okuyabilir. Aşağıdaki tablo Türkiye’deki durumu özetliyor: altın ve Eurobond dışında dolar bazında nominal %5’in üzerinden bir getiri oranı yok maalesef.

Alternatif yatırım araçlarının uzun vade getiri oranları

Teknolojik ilerleme

Kalıcı ekonomik zenginliğin anahtarı

Photo by Lucas Vasques on Unsplash

Amerikalı iktisatçı Paul Romer 2018 yılında teknolojik yenilik yani teknolojik ilerleme alanında ekonomik büyüme teorisine yaptığı katkı ile nobel ödülü aldı. Öncüsü olduğu ekonomik büyüme teorisinin (Endogenous Growth Theory) öngörüleri devrim niteliğinde. Geleneksel Solow ekonomik büyüme teorisi gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkeleri yakalayacağını öngörmekteydi. Ancak ampirik çalışmalar sadece çok az sayıda gelişmekte olan ülkenin kişi başına gelir düzeylerinin gelişmiş ülkelerin gelir düzeyine yakınsadığını gösterdi. Solow modelinde teknolojik ilerleme dışsal bir değişken iken yeni ekonomik büyüme modelinde içseldir. Yani gündelik dil ile ifade etmek gerekirse yeni teori; serbest piyasa ekonomilerinde firmaların bünyesinde gerçekleştirilen Ar-Ge ve teknolojik yeniliklerin kalıcı ekonomik büyüme yaratılmasının anahtarı olduğunu söylüyor. Ayrıca, bilginin klasik sermaye kavramından önemli bir farkı var. Bilgiyi tekrar tekrar kullandığınızda marjinal getirisi azalmıyor. Yine gündelik dil ile ifade etmek gerekirse bilimsel çalışma, Ar-Ge ve teknolojik yenilik faaliyetlerini sistematik biçimde uygulayan ülkeler sürekli hızlanan bir araba gibiler, geriden gelenlerin onlara yetişmesi çok zor.

Türkiye’nin durumu

18. ve 19. yüzyılda ABD ve Avrupa ekonomik olarak Anadolu ile arayı açıyordu. Türk modernleşmesi ile Cumhuriyet döneminde yapılan atılımlar sayesinde 20. yüzyılda arayı açamadılar. Ama biz de onları yakalayamadık. Mesafe aynı kaldı. Arayı kapatan ülkelere bir örnek vereyim: 50 yıl önce Güney Kore’nin kişi başına gelir düzeyi Türkiye’nin yarısı kadar iken şimdi Türkiye’nin kişi başına gelir düzeyinin neredeyse 4 katı! Arayı kapatamamızın en önemli nedeni ise bana göre firmalarımızın arzu ettiğimiz düzeyde teknolojik yenilik yapamaması.

Neden sorusunun yanıtı çok uzun. Akademik cevap için Nobel ödüllü iktisatçımız Daron Acemoğlu’nun Türkçeye ‘Ulusların Düşüşü’ olarak çevrilen Why Nations Fail adlı kitabına bakmanızı tavsiye ederim. Bana sorarsanız cevabım “Türk modernleşmesi hukukun üstünlüğüne dayalı, güçler ayrılığı prensibini esas alan ve vatandaşlarının düşünce ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan tam demokratik bir kurumsal yapı yaratmayı maalesef başaramadı. Bunun içinde bilimsel yöntem bu topraklarda benimsenemiyor” şeklinde olur. Aslında Türkiye gerçeğini rahmetli Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı Zübük filmi esprili bir şekilde gayet güzel anlatıyor. İzlemeyenlere tavsiye ederim.

Yatırımcı açısından anlamı

Bunun kişisel finansla alakası ne diye sorabilirsiniz. Şöyle söyleyeyim: Türkiye’den bugüne kadar bir Apple, Intel, SpaceX, Tesla, Google, Amazon, Alibaba, Huawai, Samsung, Sony veya Facebook gibi bir şirket hiç çıkmadı ve benim kalan ömrüm boyuncada muhtemelen çıkmayacak. Sadece Türkiye’deki şirketlere yatırım yaparsam teknolojik ilerlemenin getirdiği büyük yatırım fırsatlarından yararlanmamış olurum. Bu düşüncemi yadırgayan, fazla olumsuz bulan okuyucular olacaktır. Sorun yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi bireysel düzeyde Türk insanında değil. Zeki, çalışkan ve iyi eğitimli bireyleri koyun ABD, Avrupa üniversitelerine yada firmalarına inanılmaz başarılı olurlar. Ama aynı insanlar Türkiye’de harcanır. Sebebini de hepiniz biliyorsunuz: Liyakatsizlik, adam kayırma, nepotizm, yolsuzluk, iş bilmezlik, kuralsızlık, kanunsuzluk vs. Sonuçta uzun vadede borsadaki hisseler ekonomik gerçekliği yansıtıyor. Aşağıdaki grafikte S&P 500 ve Bist 100 endekslerinin performansları görülüyor. Son 20 yılda dolar bazında S&P 500 yaklaşık 2 kat artarken Bist 100 yerinde saymıştır.

Bist 100 – S&P 500 performans karşılaştırması
Kaynak: Yahoo Finance

Yurtdışı portföyde ne olmalı?

S&P 500’ü taklit eden ETF

ETF adayları

Türkiye’de yaşadığım için bütün yatırımlarımı gelişmekte olan bir ülkede yapmış oldum. O halde sepeti çeşitlendirmek ve riski azaltmak için Türkiye dışında gelişmiş ülkelerin finansal varlıklarına yönelmek en mantıklı adım olur. Teknolojik yenilik anlamında en dinamik şirketler ABD’de. S&P 500 endeksi ise ABD’nin piyasa değeri en büyük 500 şirketini kapsıyor. Doğal olarak S&P 500 endeksini takip eden uygun maliyetli bir ETF en uygun seçenek benim açımdan. Aşağıdaki tabloda varlık büyüklüğü açısından en büyük 3 seçeneği görebilirsiniz. İlk sırada 274 milyar dolarlık varlık büyüklüğü ile SPDR S&P 500 yer alıyor. Bu ürünü sunan firma State Street Global Advisors. Piyasa fiyatı 298 dolar civarında. Masraf oranı ise % 0,0945. İkinci sırada 188,9 milyar dolarlık büyüklük ile BlackRock tarafından sunulan iShares Core S&P 500 (IVV) var. Piyasa fiyatı 299 dolar civarında ve masraf oranı % 0,04. Üçüncü sırada ise endeks yatırımı kavramını icad eden rahmetli John C. Bogle‘ın kurduğu Vanguard tarafından sunulan Vanguard S&P 500 (VOO) var. 119,5 milyar dolarlık büyüklüğe sahip ETF’nin birim fiyatı yaklaşık 277 dolar iken masraf oranı ise % 0,04.

S&P 500 endeksini taklit eden en büyük ETF’ler
Kaynak: https://etfdb.com

Performans karşılaştırması

Yatırım için gündeme aldığım ETF seçeneklerinin geçmiş performanslarına bakalım şimdi. Aşağıdaki tabloya baktığımızda getiri oranlarının neredeyse aynı olduğunu görüyoruz: dolar bazında yıllık ortalama %21. Son 5 yıl toplam getiri oranları ise dolar bazında yaklaşık %75. Getiri oranlarının birbirine çok yakın olması normal. Çünkü aynı endeksi taklit ediyorlar. O halde hangisini seçmeli? Cevabım çok basit: en ucuzunu! Bu durumda geriye iki seçenek kalıyor: masraf oranları (% 0,04) düşük olan IVV ve VOO. Artık çalıştığım aracı kurum ile bu ikisinden hangisini satın alma şansım olursa onu alacağım. Bu arada tarihsel getiri oranlarını incelemek faydalı olmakla birlikte önümüzdeki yıllarda aynı getiri oranı elde etmenin garanti olmadığını hatırlatayım. Hatta bu aralar genişlemeci para politikası nedeniyle S&P 500 tarihi zirvesinde. Büyük bir düzeltme kaçınılmaz. Yine de alacağım. Çünkü ABD hisselerini 15 yıldan fazla elinizde tutarsanız düzeltmelerin etkisi kalmıyor. En azından son 100 yıllık veriler bu yönde.

Tarihi getiri oranları – S&P 500 ETF
Kaynak: https://etfdb.com

Gelişen piyasaları takip eden ETF

ETF adayları

Dünya’da Türkiye’ye benzer gelişmekte olan onlarca ülke var. Bu ülkelerdeki bazı firmalar önümüzdeki on yıllarda büyük gelişme gösterecekler. O halde bu fırsattan da yararlanmalı. Ayrıca, gelişmekte olan piyasaları takip eden bir ETF portföyümü çeşitlendirir ve riskimi azaltır: bütün gelişmekte olan ülkelerin aynı anda batma olasılığı sıfıra yakın. Şu an Türkiye, CDS primlerine göre dünyada iflas riski en yüksek devletler arasında ikinci sırada yanılmıyorsam. Sadece Borsa İstanbul’a yatırım yaparsam çok riskli. Şimdi seçeneklere bakalım. Aşağıdaki tabloda varlık büyüklüklerine göre en büyük 4 ETF seçeneğini görüyorsunuz. Vanguard FTSE Emerging Markets ETF (VWO) ve iShares Core MSCI Emerging Markets ETF (IEMG) hakim ürünler olarak öne çıkıyor. Birim fiyatlar ise tablodan görüldüğü gibi 25 dolar ile 50 dolar arasında değişiyor.

Gelişen piyasaları takip eden ETF’ler
Kaynak: https://etfdb.com

Bu finansal ürünlerin tarihsel getiri oranlarının da birbirlerine göre epey farklı olduğunu aşağıdaki tablodan görebilirsiniz. Çünkü her bir ETF’nin kapsamı birbirlerine göre nispeten farklı gelişmekte olan ülke ve firmaları içeriyor.

Tarihsel getiri oranları – gelişen piyasa ETF’leri
Kaynak: https://etfdb.com

Performans karşılaştırması

Nasıl bir seçim yapacağım? Tarihsel getiri oranlarına dikkat etmek faydalı ama geleceği bilmek olanaksız. En basit çözüm S&P 500 ETF’mi seçerken uyguladığım taktiği denemek olabilir. Yani yine en ucuzunu seçeceğim. Aşağıdaki tabloda masraf oranlarını görüyorsunuz. En düşük maliyetli seçenek VWO gözüküyor. İkinci en iyi seçenek ise Schwab Emerging Markets Equity ETF (SCHE). Tarihsel getiri oranı dolar bazında yıllık ortalama % 10,53 iken masraf oranı % 0,13. Öncelikle bu ikisinden birini almayı deneyeceğim. Ancak başarılı olamazsam IEMG üçüncü tercihim olacak.

Masraf oranları
Kaynak: https://etfdb.com

Sonuç olarak

Çalıştığım aracı kurum ile daha önce ETF alımı yapmadım. Henüz arayüzü de göremediğim için seçtiğim ETF’leri alıp alamayacağım hakkında net bir şey söyleyemiyorum. Tabi birde bazı ETF’ler sadece ABD’de satılıyor. Bunların uluslararası versiyonları İrlanda ve İngiltere sermaye piyasaları üzerinden alınabiliyor. Henüz vergi konusuna da girmedim. Ayrıca, mevcut durumda portföyü Eurobond ağırlıklı olduğu için tahvil ETF’lerini de gündemime almadım. Zamanla bu konulara da gireceğim. Şimdilik yaparak öğrenme dışında bir seçenek yok. Deneyimimi önümüzdeki ay sizlerle paylaşırım.

Okuyucularıma Not

Pinti Değil Tutumluyum’a ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Bu bloğu ayakta tutabilmek ve masraflarını karşılayabilmek için bağlı linkler kullanmaya karar verdim. Eğer burada yazdıklarımın size bir değer kattığını düşünüyorsanız, aşağıdaki linklere tıklayarak bana destek olabilirsiniz. 🙂 Sevgiler.

Wise (eski adıyla TransferWise) hesabı ile yurtdışı aracı kurumlara düşük maliyetli para transferi yapmak için: Wise hesabı açın.

16 thoughts on “ETF – Exchange Traded Funds

    1. Merhaba Can Bey. İletmiş olduğunuz fona göz attım. Yarısı Eurobond’tan oluşan tahvil ağırlıklı bir fon.Henüz bir yıllık geçmişi var. Tefas fon bilgilendirme platformuna göre son bir yılda sanırım TL bazında %30 getirmiş. Sadece bu getiriye bakarsak performansı kötü değil. Tabi tarihsel getirinin yüksek olması gelecekte de aynı oranda kazandıracağı anlamına gelmiyor. Benim Türkiye’deki yatırım fonları ile ilgili sıkıntım genellikle çok yüksek komisyon almaları. Kardan değil portföyün tamamından alınıyor. Karda etseniz zararda etseniz ‘Kasa’ kazanıyor. Yüksek komisyon oranı uzun vadede karınızı eritir. Kısa ve orta vadede ise daha iyi bir alternatife ulaşma imkanınız yoksa bu tarz fonlar anlamlı olabilir kanısındayım. ETF’ler binlerce kalem hisse senedi içerebilir. Ölçeklerinin büyük olması ve pasif yönetilmesi yönetim giderlerinin çok düşük olmasını sağlıyor. 25-30 yıl vadeyle yatırım yapıldığında bu tarz masraflar çok önemli hale geliyor.

  1. Yazılarınızı dikkatle okuyorum teşekkür ederim. Ben %50 bist %40 eurobond %10 altındayım. Eurobonda girmeden önce Etf konusunu bir ara bende araştırmış ama aracı kurumların yüksek komisyon ve saklama ücretleri dolasıyla vazgeçmiştim. Ameritrade de hesap açmaya çalışmış ama çok anlamadığım için durmuştum. O yüzden yazınızın devamını merakla bekliyorum. Hatta muvaffak olursanız detaylı bir rehberin çok faydalı olacağına inanıyorum. İyi çalışmalar.

    1. Merhaba Murat Bey. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşacağım en kısa zamanda. Bu arada, portfoyünüz gayet dengeli gözüküyor. Ücret ve komisyonlar konusunda da çok haklısınız. Ben de Ameritrade’te hesap açmayı denedim. Ancak, geçerli ABD vizeli pasaport istedikleri için gerçekleştiremedim. Vizemin süresi dolmuştu. InteractiveBrokers’ta ise elektrik faturanızı online yüklemek yetiyor. Orada hesap açtım ve ABD’de yatırım hesabıma deneme olarak 100 dolar gönderip, daha sonra Türkiye’de ki hesabıma geri aktardım. Anaparanın 40 doları swift ve diğer banka masrafları ile buhar oldu. 100.000 doların altı için InteractiveBrokers’ın işlem maliyetleri de maalesef çok yüksek. Bu nedenle, şimdilik Türkiye’de çalıştığım kurum ile yola devam kararı aldım. Aslında, sanırım o kurumda InteractiveBrokers ile çalışıyor ancak ölçek çok büyük olduğu için işlem maliyetleri düşük. Önceliğim, ölçeğimi büyütmek ve bu sırada yurtdışı piyasalar konusunda öğrenme eğrisinde hızla yol almak. Sizde deneyimlerinizi ve yorumlarınızı paylaşırsanız daha da güzel olur. Selamlar.

      1. Merhabalar, ETF işlemleriniz için şuanda Türkiye’de hangi kurum ile çalışmaktasınız? Söyleme şansınız varsa sevinirim. Teşekkürler.

  2. Merhaba
    Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Ve size çok teşekkür ederim.. bu yazdığınız fonları alabileceğimiz bir yer ne yazık ki bulamadım. Yapikredinin Pioneer fonu var ama o da çok masraflı ve de getiriliyor ilgili net bir şey bulamadım. Sizde durum ne? Bu fonlardan alabildiniz mi? Teşekkürler

    1. Merhaba Mahmut Bey;

      İlginiz için ben teşekkür ederim. ETF’lere gelince Türkiye’de ki menkul kıymet fonları aracılığı ile yatırım yapmıyorum. Bu ürünleri yurtdışı piyasalardan alabilirsiniz. Ben aldım. Süreci de yazılarımdan takip edebilirsiniz. Pek çok sorunuzun ayrıntılı cevaplarını aşağıdaki yazılarımda bulabileceğinizi sanıyorum:

      Yurtdışı Piyasalara Yatırım: İlk Bakış
      İlk Alım ve Yabancı Piyasalara Yatırım
      Vergi Sorunu ve Yurtdışı Piyasalara Yatırım
      Yönetim Ücretleri ve Menkul Kıymet Yatırım Fonları
      S&P 500 Tavandan Alınır mı?

      Saygılarımla;

  3. Merhabalar,

    Oncelikle paylasimlariniz icin tesekkur ederim. Son derece bilgilendirici ve faydali bir blog olusturmussunuz. Blog’unuzu yurt disi piyasalara yapmayi planladigim yatirimlarin vergilendirilmesi konusunda arastirma yaparken kesfettim. Ben de baba olduktan sonra bu konulara ciddi sekilde kafa yormaya basladim. 11 aylik bir kizim var. Artik onun gelecegi icin somut bir yatirim plani olusturma vakti geldi diye dusunuyorum. Arka arkaya 7-8 paylasiminizi okuduktan sonra cok benzer bir stratejimiz oldugunu gordum ve yazilarinizi en bastan kronolojik olarak okumaya karar verdim. Sorularim henuz okumadigim, ileri tarihli paylasimlarinizda cevaplanmis ise kusura bakmayin.

    Suan Benjamin Graham’in meshur The Intelligent Investor kitabini okuyorum. Bircok konuda onun ebedi gecerlilikteki bircok tavsiyesini benimsemis gibisiniz. Onun uzerine Turk mevzuatini da yorumlayip bizler icin son derece degerli bir icerik yaratmissiniz.

    ETF konusuna gelecek olursak, oncelikle sizinle yeni ogrendigim birsey paylasmak isterim. Vanguard’in bu konudaki gecmisi ve pazar payi tartisilmaz ancak, yine koklu bir kurulus olan Fidelity SIFIR isletim ucretli alternatifler sunmaya basladi. Uzun vadede isletim ucretlerinin onemine siklikla vurgu yaptiginizi biliyorum. Dolayisiyla sizinle paylasmak istedim. Bunlardan bazilari FNILX(SP500), FZROX (Total Stock Market), FZLIX (International Stock Market) ve FXIAX (Fund Total Stock Market). Seceneklerin sayisinin da artacagi soyleniyor. Fidelity bu sekilde Vanguard’in hakimi oldugu pazarda agresif bir buyume hedefliyor.

    Tabi bu yeni urunler bizler icin ne kadar erisilebilir bilmiyorum. Sizin araci kurumunuzda bu urunler var midir? Bu araclari Irlanda uzerinden aldiginizi yazmistiniz. Bu durumda paraniz Irlanda’da mi bulunuyor? Aslinda sormak istedigim, Turkiye’deki araci kurumun finansal durumuna veya Turk hukumetinin olasi mudehalelerine (or. 6-7 yil once Guney Kibris’ta oldugu gibi) karsi ne kadar guvendesiniz? Veraset intikal gibi konularindaki paylasimlarinizi okuduktan sonra, dar mukellef olmanin verdigi rahatlikla Turkiye’deki bir araci kurumla calismaya sicak bakmaya basladim. Ama yine de ne Turkiye’deki mevduat ne kadar guvende olur bilemiyorum.

    Hayatim boyunca Is bankasi ile calistigim icin onunla devam ediyorum. Gecenlerde IsCep uzerinden yatirim hesabi actim ama bu gibi urunleri almak icin ne yapmam gerektigini henuz bilmiyorum. Musteri hizmetlerine yazdim ama geri donus alamadim. Telefonla ulasmak da mumkun degil maalesef (nedense yurt disindan aradiginizda tuslama yapamiyorsunuz -sikayetvar’da 3 yildir bekleyen basliklar var konuyla ilgili). Umarim donus yaparlar ben de duzenli alimlara baslayabilirim. Aksi halde bulundugum ulkenin (Katar) vergi avantajlarini da dikkate alarak burada da yatirim yapmayi dusunebilirim.

    Ben yillardir yurt disinda yasiyorum, ikametim de burada ama e-devlet uzerinde ikinci adres olarak Turkiye adresim de gorunuyor. O nedenle biraz supheye kapildim. Dar mukellef oldugumu nasil teyit edebilirim onu bulmaya calisiyorum. Bu konuda bildiginiz bir yontem var midir? Zorunlu saglik sigortasi gibi vergi borclari birikmedigi icin sanirim dar mukellef oldugum konusunda buyuk bir risk yok.

    Oldukca uzun yazdim, kusura bakmayin. Ilk mesajimda kendimi tanitmak istedim. Yazilarinizi okumaya devam ettikce daha spesifik ve kisa yorumlar yazmayi planliyorum 🙂

    Tesekkurler,

    1. Merhaba Can Bey;

      Bloğu ve içeriğini beğenmenize çok sevindim. Sizin yaptığınız gibi olumlu geri dönüşler olmazsa bir süre sonra insanın şevki kırılabilir. 🙂 Fidelity’nin ETF’lerinden hiç komisyon almaması güzel bir haber. Ancak, sürdürülebilir mi emin değilim. Birde bu ürünler muhtemelen ABD menşeilidir. Yani vergi açısından biraz dezavantajlı olabilirler. Gerçi komisyon almaması bu dezavantajı kapatabilir. Detaylı incelemek lazım. Bahsettiğiniz ETF’ler ABD Sermaye piyasalarına kote ise çalıştığım aracı kurumla alabilirim. Sorularınıza gelince, ilk sorunuzdan başlayalım. Param İrlanda’da değil. Çalıştığım aracı kurum Interactive Brokers altyapısını kullanıyor. Gerçi bu durum yakın zamanda değişebilir. Merkezi ABD’de olduğu için benim para da ABD’dir muhtemelen. Neyse bu altyapı dünyanın pek çok borsasında işlem yapmaya izin veriyor. ETF’ler İrlanda menşeli. Yani İrlanda mahkemeleri ve hukukuna tabi. Londra borsasında işlem görüyorlar. Yani verdiğim emir ile Londra Borsasında işlem gören İrlanda menşeeli ETF’leri satın alıyorum. İkinci sorunuza gelince sermaye kısıtlamaları olursa tabi ki bu durumdan etkilenirim. Bu riskten kaçınmanın yolu yurtdışında yerleşik bir aracı kuruma geçmek. Bu aralar bu seçeneği de düşünmüyor değilim. Katar’ın vergi yasalarını bilmiyorum. Ama avantajlı olabilir. TD Ameritrade veya Interactive Brokersı da deniyebilirsiniz. Örneğin TD Ameritrade, İrlanda menşeeli ETF’ler için işlem başına 6,75 dolar komisyon alıyor. Başka da bir ücret yok. Ayrıca, hesabınız 250 bin dolara kadar sigortalı sanırım. Bir tek veraset ve intikal vergisi çok yüksek. 60 bin dolardan fazla nakit bulundurmamak lazım. 11 aylık kızınızın yatırım yapma arayışınıza vesile olduğundan bahsetmişsiniz. Öncelikle, Allah analı babalı büyütsün diyorum. Finansal özgürlük arayışınızda da başarılar diliyorum. Sevgilerimle;

  4. Merhaba
    IBKR hesabınıza gerektiğinde eşinizin de erişimini sağlamak (ortak hesap olarak tanımlatmak, onun da erişimine izin vermek vb şeklinde olabilir) veraset ve intikal vergisiyle ilgili probleme çözüm olur mu acaba?
    Sevgiler

    1. Merhaba Alp Bey;

      Hiç aklıma gelmeyen ilginç bir soru sormuşsunuz. ABD mevzuatını bilmiyorum. Ancak, Türkiye’de ortak hesaba sahip eşlerden biri ölünce hesaptaki miktarın yarısı ölen eşe ait olduğu varsayılıyor. Bu meblağın üzerinden veraset ve intikal vergisi verilmesi gerekiyor. Tabi uygulamada ne vergi dairesinin nede bankanın haberi olmadığı için sağ kalan eş tüm parayı çekip başka bir banka hesabına yatırıyordur. Yani fiiliyatta çoğu zaman olan durum bu. Diğer taraftan benzer bir mantıkla aracı kurumun haberi yoksa tüm pozisyonları kapatıp parayı transfer etmek mümkün olabilir sağ kalan eş tarafından. Bununla birlikte, bir miras kavgası olur yada bir şekilde ABD vergi idaresinin haberi olursa ABD yargısıyla uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. Selamlar.

    1. Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Beğendiğiniz yazıları paylaşmayı unutmayın lütfen. Sevgiler;

  5. Merhaba,

    Blogunuzu ve Twitter accountunuzu bir suredir takip ediyorum. Cok faydali buldugumu belirtmek isterim. Ben avukatim ve yurt disinda calisiyorum. Bazen vergisel mevzuat kaynakli tespitleriniz sebebiyle siz de avukat misiniz diye dusunmuyor degilim. Vaktiniz olursa bir sorum var.

    1) Sanirim endeks fonlarindan VOO’yu sectiniz. Ben IVV tercih etmistim zamaninda fakat su an beni 1,97% oranindaki Tesla pozisyonu rahatsiz etmiyor degil. O yuzden geri kalan alimlari VOO olarak yapmayi dusunuyorum. Siz bu hususu da dikkate almis miydiniz? Ayrica Index Fundlarin re-balance icin alimi yapmalari gerekiyor diye biliyorum. Vanguard bunu yapmamis. Re-balance zorunlu diye biliyorum. Sanirim VOO burada bir tercih yapti. Bu hususta bilginiz var mi?

    2) Ben EU menseili Trade Republic kullaniyorum fakat IBKR hesabim da var. Bu hesabi hem aylik 10$ fee yuzunden hem de yil sonu IRS beyanlari nedeniyle kullanmaya baslamadim. Siz gectigimiz yil sonunda tax icin form doldurdunuz mu? Vergilendirme kismi sizin icin ugrastirici oldu mu? Acikcasi bu kismi bana biraz karmasik geldi. Raporu doldurduktan sonra IBKR uzerinden bildirim yapiyorsunuz ve cashe donmek istediginizde vergilendiriiliyorsunuz diye anliyorum? Vergiyi odeme kismi otomatik IBKR uzerinden mi oluyor?

    Tesekkurler.

    1. Merhaba Doğan Bey;

      Paylaşımlarıma olan ilginiz beni sevindirdi. Avukat değilim ama vergi mevzuatını bilmek yatırımcı için önemli bir avantaj sağlayabilir diye düşünüyorum. 🙂 Sorularınıza gelince, VOO değil ama İrlanda menşeli muadiline (VUSD) yatırım yapıyorum aslında. Yurtdışı yatırımlarla ilgili yazılarıma kronolojik olarak baktığınızda neden bu yolu izlediğimle ilgili ayrıntılı ipuçları bulabilirsiniz. Burada kısaca özetlemek gerekirse, İrlanda menşeli ETF’lerde yabancılara vergi yok. ABD ile İrlanda arasındaki vergi anlaşması nedeniyle büyük finansal kurumlar, buradaki şirketleri aracılığıyla sundukları ABD varlıklarını temel alan ETF’lerde kar payı için %15 ödüyor sadece. Bizim açımızdan da böylece vergiyle ile uğraşmak zorunluluğu ortadan kalkıyor. Son sorunuzla ilgili olarak IBKR’ye yeni geçtim. Al-sat yapmadığım ve doğrudan ABD sermaye piyasalarında işlem gören menkul kıymet almadığım için şu ana kadar vergi kısmıyla ilgili işim olmadı. 🙂 O yüzden size bu konuda yardımcı olamıyorum. Ancak, IBKR’nin live chat hizmetini kullanarak bir müşteri temsilcisi ile görüşmeniz faydalı olabilir. Selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top