Özel Okul ve Finansal Bağımsızlık – I

Özel Okul ve Finansal Bağımsızlık – I

Özel okul, ben lisedeyken parmakla gösterilirdi. Zengin fakir fark etmez herkes devlet okuluna giderdi. Özel okul ve özel okula devam etmek çok istisnai bir durumdu. Devlet okullarında başarı gösterenler iyi bir devlet üniversitesine gidebilirler ve önleri açık olurdu. Yani okumak tabiri caizse sınıf atlamanın bir yoluydu. Türk toplumunun yazılı olmayan bir sözleşmesiydi. Toplumda iç huzuru pozitif etkileyen bir gelenekti. Son 20 yılda bu sözleşme ve gelenek bozuldu. Fiiliyatta temel eğitim bugün ticari bir mal haline getirilmiş durumda. Ticarileşmenin doğal sonucu olarak özel okul, orta sınıf ailelerin en büyük gider kalemlerinden biri haline geldi. Dolayısıyla, özel okul mu devlet okulu mu sorusunun yanıtı finansal bağımsızlık açısından da önem kazanmış oldu. Bu soruya geçmeden önce eğitimin ticarileşmesi ile ilgili bazı düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Kamu malı olarak eğitim

Kamu malı nedir?

Photo by Steve Johnson on Unsplash

20 yıl önce eğitim ve öğretim bir kamu malı olarak görülüyordu. Ekonomi bilimi, kamu malı ile özel malı birbirinden ayırıyor. Kamu malı dışlanamazlık (non-excludable) ve rakip olmama (non-rivalrous) özeliklerine sahiptir. Rakip olmama özeliği, bir kişinin bir kamu malını kullanmasının diğerlerine daha az fayda sağlamasını gerektirmediği anlamına gelir. Örneğin bir şişe suyu satın aldınız ve içtiniz. Artık başka biri o suyu içemez. Öte yandan bir sokak lambasından gece yararlanan bir kişi sokak lambasının faydasını diğer insanlar için azaltmaz. Dışlanamazlık özeliği ise herhangi bir kişinin bir kamu malının kullanımından ayrı tutulamayacağı anlamına gelir. Örneğin, vergi ödemeyen bir kişinin bile bir kamu malı olan ulusal güvenlik hizmetinde yararlanmasının önüne geçilemez. Bilgi, resmi istatistikler, ulusal güvenlik, deniz feneri, sokak aydınlatması kamu malları arasında sayılabilir.

Eğitim ve öğretim bir kamu malı mıdır?

Eğitim ve öğretim ise ekonomik anlamda bir kamu malı değildir. Ancak, bir kişiye eğitim sağlamak ile birden çok kişiye eğitim sağlamanın maliyeti birbirine çok yakındır. Kamu malları da benzer özellik sergiler. Dolayısıyla, eğitimin kitlesel halde kamu finansmanıyla gerçekleştirilmesi topluma büyük maliyet avantajı sağlar. Ayrıca, eğitimli bir insan toplumun diğer bireylerine pozitif dışsallık sağlar. İyi eğitim almış, kurallara uyan, verimli bir birey, toplumun diğer fertlerinin de refahını ve yaşam kalitesini artırır.

Nitelikli temel eğitime erişim kalkınma için neden önemli?

Photo by Walter Otto on Unsplash

Ekonomik büyüme teorisi ülkeler arasındaki kişi başına düşen gelir farkının üçte ikisinin eğitim farkıyla açıklanabileceğini iddia etmektedir. Diğer bir deyişle, gelişmiş refah içindeki bir ülkeyle fakir bir gelişmekte olan ülke arasındaki temel fark eğitimden kaynaklanmaktadır. Güney Kore, Tayvan gibi başarılı, gelişmiş ülkeleri yakalayan ülkeler eğitim ve insan sermayesi alanında farkı kapatmak için muazzam çaba sarf etmişlerdir. Dolayısıyla, refah içinde bir gelişmiş ülke olmak istiyorsak toplumun tüm bireylerinin nitelikli eğitim alması gereklidir diye düşünüyorum. Nitelikli eğitime sadece zenginlerin erişebildiği bir ülkeden bir cacık olmaz.

Eğitimin ticarileştirilmesi

Özel okulların yükselişi

Lise ve üniversite yıllarımda özel okullara sıcak bakardım. İleri sürülen argüman şuydu: Devlet zaten eğitim imkanı sağlıyor ama isteyen varlıklı aileler de çocuklarını özel okula göndersin, özel sektörün bu alanda gelişimine engel olmayalım. Naif bir insanım. Sanırım o yüzden bu argüman bana o zamanlar mantıklı gelmişti. Ancak, yaşananlar farklı oldu. Siyasetçiler, özel sektörün gelişimini teşvik etmek için devlet okullarının eğitim kalitesini bilerek düşürdüler. Daha az kaynak ayırdılar. Zaten devlet bütçesinde eğitime ayrılan kaynak, güvenliğe ayrılan paraya göre her daim yük olarak görülmüştür. Devlet okullarının kalitesini belirleyen ana etken olan öğretmenlerin, maaşlarını da reel olarak düşük tuttular. Eğitim fakültesi dışından önüne gelen herkesin öğretmen olmasına imkan tanıdılar, seçimlerde oyları cebe attılar. Okullarda disiplini bozdular. Mali nedenlerle ve kağıt üzerinde istatistikleri parlatmak için sınıf tekrarını kaldırdılar.

Devlet okullarının durumu

Photo by Randy Tarampi on Unsplash

Sonuç, devlet okulları için bir felaket oldu. Çok sayıda öğretmen akrabam var. Anlattıkları ülkenin geleceği adına endişe verici: çarpım tablosunu bilmeyen lise öğrencileri, cümlenin sonuna nokta koymaktan aciz ortaokul öğrencileri, öğretmenin yüzüne bakıp 11 dersten bir aldım ama nasıl olsa geçeceğim diyenler, derste açıkça uyuyanlar, cep telefonuyla oynayanlar. Hollanda’da ortaokul bitiren çocuklar ana dilleri dışında iki yabancı dili akıcı bir şekilde konuşabilirken, bu kadar niteliksiz eğitim verilen milyonlarca çocukla bu millet nasıl Hollanda kadar refaha kavuşmayı umabilir. Akıl alır gibi değil. Terör merör hikaye. Ülkenin gerçek ‘beka’ sorunu eğitimdir bana göre. Bu kadar niteliksiz bir temel eğitim sistemiyle bu ülke uzun vadede ayakta kalamaz.

Özel okul: verilen eğitimin niteliği iyi mi?

Photo by Aaron Burden on Unsplash

Çevremde durumu elveren herkes imkanlarını zorlayıp çocuklarını özel okullara yolluyorlar. Ama daha fazla para vermek aldığınız hizmetin her zaman daha iyi olduğu anlamına gelmez. Öncelikle, özel okul sahiplerinin ne kadarı bilinçli bir eğitimci acaba? Çünkü Türkiye’de genel olarak patronların %90’ı ilkokul mezunu… Ayrıca, evimin etrafında pıtrak gibi biten özel okulların patronlarının, çocuklara çok da iyi eğitim vermekle ilgilendiklerini de düşünmüyorum. Onların tek ilgilendiği yatırdıkları sermayeden elde ettikleri getiri oranı. Netice itibarıyla onlar olaya ticaret gözüyle bakıyorlar. Maliyeti kısmak için deneyimsiz öğretmenleri işe alıp, komik paralara günde 12 saat çalıştırıyorlar. Çoğu zaman maaşlarını da 2-3 ay geriden veriyorlar.

Photo by Angelina Litvin on Unsplash

Kulağıma gelen bazı şeyleri sizinle paylaşayım: eşimin bir arkadaşı çocuklarını özel okula gönderiyordu. Birgün WhatsApp veli grubuna öğretmenlerinden bir ayrılık mesajı geldi. Meğer okulun sahibi adamcağıza 5 aydır maaş ödemiyormuş. Bir başka örnek: devlet okulunda çalışan bir öğretmen akrabam sınav yapmış. Bir çocuğun durumu sınıfın diğer öğrencilerine göre kötü. Velileri hışımla gelmiş. Biz onu daha önce özel okula gönderdik. Durumu çok iyiydi, birinciydi falan filan. Sınav kağıdını göstermiş çocuğun bir şey diyememişler. Velilerin gözünü boyamak da sıkça başvurulan bir yol…

Kanaatim, gerçekten iyi eğitim veren özel okul sayısının çok az olduğu yönünde.

Özel okul mu devlet okulu mu?

Şartlara ve sizin çocuklarınızın eğitimine ne kadar önem verdiğinize bağlı olarak bu sorunun cevabı değişir. Eğer bulunduğunuz bölgede devlet okulları kaliteli eğitim veremiyorsa yada çocuğunuz istemediğiniz halde imam hatipe yönlendiriliyorsa özel okul bir iyi bir seçenek olabilir. Tabi maddi imkanlarınızın bu seçeneği değerlendirmenize elverdiğini varsayıyorum. Aksi halde ikametgahınızı daha iyi bir devlet okulunun bulunduğu yere taşımak zorundasınız. Bununla birlikte, özellikle ilkokulda iyi bir devlet okulu ve iyi bir öğretmenin daha iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum.

Photo by Vasily Koloda on Unsplash

Çocuklarınızı özel okula göndermeyi seçtiğinizde büyük bir maddi külfetin de altına gireceksiniz. Hele birden fazla çocuğunuz varsa… Öte yandan, bugünkü Türkiye’de iyi bir üniversiteden mezun bile olsanız diploma size çok fazla kapı açmıyor. Yani eski Türkiye’de olduğu gibi iyi bir eğitim, çocuğunuzun geleceğini garanti altına almıyor artık. O zaman değer mi sorusu ortaya çıkıyor. En azından eğitimi, çocukların geleceğini kurtarmasının bir aracı olarak gören ebeveynler için bu soru geçerli. Yani bordro mahkumları için. İş ve çocuğun geleceği sorun değil, genel kültürü olsun, ufku genişlesin diyen varlıklı aileler için bu sorunun bir anlamı yok. Şimdi maaşlı çalışanlar özel okula göndermenin maliyeti ne kadar diye soracaktır. Finansal bağımsızlığa ulaşma şansımızı ne kadar etkiler sorusu da peşinden gelecektir. Devam eden yazımda da bu soruların yanıtını arayacağım.

Okuyucularıma Not

Pinti Değil Tutumluyum’a ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Bu bloğu ayakta tutabilmek ve masraflarını karşılayabilmek için bağlı linkler kullanmaya karar verdim. Eğer burada yazdıklarımın size bir değer kattığını düşünüyorsanız, aşağıdaki linklere tıklayarak bana destek olabilirsiniz. 🙂 Sevgiler.

Wise (eski adıyla TransferWise) hesabı ile yurtdışı aracı kurumlara düşük maliyetli para transferi yapmak için: Wise hesabı açın.

Interactive Brokers ile 33 ülkede yer alan 135 piyasaya 23 farklı para birimi kullanarak erişebilirsiniz. Hisse senedi, tahvil, opsiyon, futures, FX ve fon işlemlerinizi çok düşük maliyetle yapabilirsiniz. Interactive Brokers hesabınıza para transferini Türkiye’de ki Türk Lirası hesabınızdan EFT yaparak gerçekleştirebilirsiniz. Bunun için Interactive Brokers hesabı açın.

5 thoughts on “Özel Okul ve Finansal Bağımsızlık – I

  1. Bir eğitimci olarak durum tamamen budur. Özel okul deyip hepsine güvenmeyin. Yarısından fazlası ticarethane. Hatta hepsi ticarethane, dernek vakıf adı altında faaliyet gösterenler dahi ancak en azından bir kalite ve standartı tutturamayan çalışan, öğretmenlerin özlük haklarını kişisel gelişimini destekleyen kurumlar da var. Tavsiyem illa özel okula gönderecekseniz bu kriteri de dikkate almanız. Çocuğun başarısının şişirilmesi ise o kadar zarar verici biteşey ki… Aileler resmen kandırılmak için para ödüyorlar çoğu kuruma. Bu durum devlet okullarının da dengesini bozuyor. Çoğu öğretmen vicdanen “özel okuldaki çocuk tam ortalama ile mezun olup yks de bu garibanların önüne geçiyor” düşüncesi ile aynı şişirilmiş not uygulamasını, biraz da haklı olarak, kendi okulunda uyguluyor.
    Tekrar etmek lazım, eğitim sağlık özelleştirilmemeli. Bunlar sermaye sahiplerinin etik dışı uygulamalarına mahkum edilemeyecek kadar temel insani hak ve toplumun yapı taşlarıdır.

    1. Merhaba Burak Bey;

      Sistemin içinden biri olarak görüşleriniz değerli. Maalesef Türkiye’de eğitim ve öğretim işi gittikçe sorunlu bir hal alıyor. Büyük kentlerde yarış daha anaokulundan başlıyor. Bazı özel okullar anaokulunda kayıt yaptırmazsanız ve okulun mezunu değilseniz kayıt yaptırma şansınız neredeyse yok… Selamlar.

  2. Özellikle salgın döneminde okulların eğitim amaçlı değil de genel anlamda kreş olarak kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Okulların asıl amacı anne babanın işe gidebilmesini sağlamaktır. Eğitim içeriği yoksa 80bin + KDV ile çocuğu bir kreşe vermiş olursunuz iyi araştırın. Özel okul yerine her yıl 80 bin liralık hisse alsanız. Çocuk 18 ine geldiğinde hayatına özgür olarak başlar…

    1. Merhaba Ender Bey,

      Dediğiniz gibi her yıl 80 bin TL’yi yatırıma yönlendirsek 20 yıl sonra muhtemelen çocuk asgari tüm ihtiyaçlarını karşılayacak kadar bir gelire sahip olabilir. Ancak, eğitimin çocuğun bilgi, kültür gibi alanlarda ufkunu açıcı bir yönü de var. Yani sadece maaşlı bir iş sahibi olması için değilde güzel bir arkadaş çevresi edinsin, genel kültür sahibi olsun gibi amaçları da var bu okul işinin. Ama anne baba açısında her halükarda zor bir karar… Selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Back to top